istifa çağrısına gel!!!

Memleketin havasından mı yoksa suyundan mı adettendir: Bir politikacının başına talihsiz bir durum gelsin, manasız ya da aykırı bir açıklama yapsın veya boş bulunup konuşsun; otomatiğe bağlayan yurdum medyası “istifa” çağrısında bulunur. Bu defa da sektirilmedi, medyamızın ağır abileri “Önder Sav istifa” diye köşelerinden bağırdı. Gönül isterdi ki medyamızın ağır ablaları da diyebileyim. Fakat yurdum medyasının patronajı-müdürü-amiri her ne ise ablalardan pek haz etmez. Onun için görev yine medya patronajı tevzi bürosu aracılığıyla ağır abilere düştü.

Canım bu kadar manasız bi’ talepte bulunan yurdum medyasının ağır abileri bilmiyor muydu böyle yazarken CHP’nin atanmış memur genel sekreteri Önder Sav’ın istifa falan etmeyeceğini. Ayrıca hepimizden çok daha iyi bilmiyorlar mıydı Önder Sav istifa etse neyin ne kadar değişeceğini. Şöyle diyelim ve fikir cimnastiği yapalım:

Önder Sav istifa ederse(velev ki): CHP sıkı devletçi bir parti olmaya devam edecektir. Güneydoğu Kürt sorunu konusunda söyleyecek birşeyi olmayacaktır. Söyleyeceği tek şey laikçi esnafının söylediklerini tekrarlamak olacaktır. Ola ki erken seçimde  % 19′un çok altında bir oy oranı ile zar zor barajı geçtiğinde ertesi gün Deniz Baykal tarafından atanan genel sekreter falanca bey “Millet bize ana muhalefet görevi verdi” diyerek Türk milletinin sabrını bir kez daha deneyecektir.

Önder Sav istifa etmezse(ki etmez): CHP sıkı devletçi bir parti olmaya devam edecektir. Felakete giden Türk ekonomisi hakkında söyleyecek bir sözü olamayacaktır. CHP türban konusuna sımsıkı sarılıp bu konunun rantını daha ne kadar yiyebileceğine bakacaktır. Ola ki erken seçimde % 19′un çok altında bir oy oranı ile zar zor barajı aştığında ertesi gün Önder Sav “Millet bize ana muhalefet görevi verdi” diyerek Türk milletinin sabır taşını bir kez daha çatlatacaktır.

Haa unutmadan CHP Genel Başkanı her daim Deniz Baykal olacaktır. Bu da değişmeyecek bir gerçektir. Nasıl ama medyamızın ağır abileri gibi tespitlerde bulunmuş muyum?

Diyeceğim o ki zavallı Önder Sav boş bulunup bir sersemlik yaptı diye bu şekilde istifa diye çığlık çığlığı ortalığı velveleye vermek ancak Türk medyasından beklenecek bir tavır. Ya da iyi niyetle söyle bakılabilir; konu sıkıntısı çeken köşe abilerinin bir günlük malzemesini oluşturmuş olur Önder Sav’ın istifası zevzekliği. Hiç kimse kalkıp da “Ne değişecek ki” diye sorma-sorgulama zahmetine katlanmadı ya da katlanmaya gerek görmedi. Deniz Baykal’ın Parti Meclisi’nin atayacağı herhangi bir başka isim, sadece isim değişikliğinden ibaret olacak. Tabi belki atanacak yeni memur-genel sekreter cep telefonunun nasıl kullanıldığını biliyor olabilirdi, onu da ben bilemem ki canım…

Zaten şu internet, cep telefonu falan olmasa hayat Türkiye’de ne de güzel olacaktı di mi? Önder Sav bu sersemliği yapmamış olacaktı. İnternet olmasaydı bilinçlenmesi istenmeyen Türk halkı bi’ arpa boyu bile bilinçlenemeyecekti. Türk toplumu bir yumurta misali beyaz kabuğunun içine çekilecek, tam da istendiği gibi dış dünyaya belki de tamamen kapanacaktı pardon kapatılacaktı. Şimdi hiç değilse bi’ arpa boyu da olsa mesafe katedilebiliyor. En azından internette gezinen lümpen bile biraz neler olup bittiğini sorgulayabiliyor.

Bu arada epeydir reklam meselesine girmiyorum. İçim şişti Türk reklamcılığının zavallığını konuşmaktan. Reklamlardaki yaratıcılık eksikliğini, pespayeliği ve tatsızlığı anlatmaktan yorgun düştüm. Heyhat internetin gözünü seveyim konuşulacak hem de epeyce konuşulacak bir malzeme çıkardı bana. TTNet Ana sponsor reklam kampanyası. Her ne kadar “Sizin gibi gençleri üniversitelerde görmek istemeyiz” denilse de canım Türkiyemde ilk defa bir reklam filminde türbanı görebildik. Bu kampanyayla ilgili daha sonra konuşacağım.

Diğer konularda ağır abiler konuşsunlar işte. Gündem tanrısı onlardan yana, hiç malzemesiz kalmıyorlar: Sağ olsun, var olsun…

Yorum yazın.