mahalle mektebi…

Ben Afyon Lisesi mezunuyum. İsmi pek bi’ cafcaflı liselerden (Robert, Galatasaray vs.) mezun olan dostlarımın yanında “mahalle mektebi mezunuyum” deyip alay geçerim. Aman diyeyim küçümsemeyin; o Afyon Lisesi ki üstüste iki cumhurbaşkanı çıkarmış bir okuldur:-) Ortalamaya vurursanız üstüste iki cumhurbaşkanı çıkaran başka lise yoktur dünya üzerinde… Ama beyaz Türkler arasında mahalle mektebi olarak görülebilir, doğaldır.

Bu arada 86 mezunları geçen hafta Afyon’da toplandı, hayat dağdağasından kafamı kaldırıp gidemedim Afyon’a, hala içim acıyor. Muhteşem bir gece olmuş, hemen haberlerini aldım. Yalnız efsanevi matematik öğretmenimiz Cabbar (takma ad tabi ki) için kadeh kaldırılmamış, ona kızdım. Eksik olmasın Samiye Hancıoğlu -ki kendisi eski Afyon Belediye Başkanı’nın kızıdır, Samiye’den de hızla bu yönde politik bir hamle beklemekteyim- toparlıyor 86 mezunlarını, babalarımız da oradan mezundur. Bu bilgi, mahalle kavramına giriş için gereksizdi ama canım istedi yazdım.  Can da benim, blog da benim, dolayısıyla keyif de benim…

Ben bayılırım mahalle kelimesine. Şerif Mardin’in ortaya attığı “mahalle baskısı” kavramını da işine geldiği gibi yorumlayan şapşallardan çok rahatsız olmuştum. Tam da Afyon Lisesi, mahalle, mahalle mektebi konusunda nasıl yazsam derken Şerif Mardin konuya açıklık getirmek istemiş. Mardin, mahallenin sosyal bir süreç olduğunu, Osmanlı’da mahallenin gerçek bir birim olduğunu, mahallenin bütün birimlerinin bir sektör haline geldiğini anlatmış. Bu, Türk toplumu özelinde kesinlikle tartışılmaz bir gerçek. Mardin’in üstüne basa basa tekrarladığı iyi, doğru ve güzel kavramları işte burada yatar. Cumhuriyet’in bu kavramları üstünkörü geçtiğini, derine inemediğini söylemiş.

Mahalle ile ilgili genel kültürümüzde negatif çağrı yaratan tek laf mahalle karısı tanımlamasıdır. Ki bu da kendi içinde ayrı bir güzelliktir bence. Etrafımızdaki seviyesiz, ikiyüzlü, dedikodu taciri bi’ dolu herife bakınca mahalle karısı diye aşağıladığımız tiplemenin ellerini öpesiniz geliverir bazen! Ne demek istediğim anlaşılıyor sanırım… (sivrisinek-saz-davul-zurna dörtlemesi desem yeterli olur mu acep?)

Mardin bir endişesini daha dile getirmiş: Laikliği tartışmaktan korkuyoruz. Biz ne yazık ki pek çok kavramı tartışmaktan korkan bir millet olduğumuz için laiklik asla tartışılamayan konular arasında en göze çarpan mesele. Fakat bugüne kadar tartışılmamış olması bundan sonra tartışılamayacağı anlamına gelmesin. Düşünen, aklı fikri olan her bireyin oturup tartışması ve Şerif Mardin’in anlattığı yönde değerlendirmesi gereken bir konu. Ve bu süreç geri dönülemez biçimde başlamıştır. Bundan kimsenin gocunup rahatsız olmaması gerekiyor. İyi, güzel ve doğru denilen şeyler tartışılarak bulunur. Cumhuriyet’in eksik yanları konuşarak, görüşler ortaya konarak çözülür. Şimdi bir yığın tartışma özürlü dangalak ortaya çıkacak ve Şerif Mardin’i “vatan hainliği” ile suçlayacak. Kemalist darbeler gelsin diye dört gözle bekleyerek sorunların çözümü ancak ertelenebilir. Başka da bi’ halt olmaz!

Bu yüzden süreç gayet olumlu yönde başlamıştır, bundan da muasır medeniyet -çok itici bir laf ama neyse- denilen şeyden nasibini almak isteyen herkesin mutluluk duyması gerekir. Bunu da geçelim insan gibi yaşamak isteyen herkes buradan kendine pay çıkarıp, takkeyi önüne koyup derinlemesine düşünmelidir.

Afyon Lisesi yani benim “mahalle mektebi” diye matrağını yaptığım okulum 1894′te kurulmuştur. II. Abdülhamid tarafından yaptırılmıştır. Eski adı da Mekteb-i İdadi-i Mülki’dir…

Yorum yazın.