size provokatör diyebilir miyim?

default.jpgBu yazının başlığı elbette “İyi ki varsın türban!” ya da “Türban sağolsun” da olabilirdi. Fakat bu pilav daha çooook su kaldıracağı için o başlıkların da sırası gelir, boşta kalmaz. Gün gelir kullanırız. İsteyen herkes de başlık olarak kullanabilir, helal-i hoş olsun.

Bakın blog dediğimiz şey böyle de faydalı, şöyle ki ben herkeslerden önce ele almış olacağım reklamı. Gerisi arkadan gelsin:-)

Lafı daha fazla uzatmayacağım, ilk konuşan olmak derdinde değilim ama son konuşan olmayacağım da kesin: Cumhuriyet Gazetesi “Cumhuriyet Kadını Yok Ediliyor” reklamları… Ayrıca dün televizyoncu-gazeteci-politikacı görünümlü şahin Tuncay Özkan meydanlardan höykürdü, höykürmekle kalmadı yedi düveli höykürttü. Neymiş; yeteeeermiş bu faşizm.

Ne yapıyor Cumhuriyet Gazetesi son kampanyasıyla; türbanlı -Allah için çok güzel- bir kadın “kendi sözümü kendim söylerim” diyor fakat arkada bir erkek sesi suflörlük yapıyor. Yani bugüne kadar kadınların yerine erkeklerin söz söylemesi sadece türban konusunda geçerli oluyor. Yoksa başka her türlü konuda kadınlar kendi sözlerini kendileri söylerler. Pardon, yoksa sizin oralarda öyle mi oluyor? Buradan bakınca pek öyle görünmüyor ama eğer öyleyse biz sizin oralara gelelim. Bu en başta ister kabul edin, ister etmeyin hayatın gerçeği. Kadınlar niye topuklu ayakkabı giyer, niye onca işkenceye katlanır? Kadın kendi isteğiyle kapanamaz mı? Basbayağı da kapanır. Türbanlı kadının kendi aklı, fikri, düşüncesi yok mudur? Nasıl bu kadar küçümseyici ve dışlayıcı olabilirsiniz? Neymiş, türban bir araçmış. Pekala!!!

Siyah zemin önünde bir kadın gözleri güya açık -meğerse gözlerine makyajla açık göz görüntüsü yapılmış- gerçekten gözlerini açıyor, türban gerçeğini anlayıveriyor. (Farkındayım kötü anlattım, görmediyseniz bakıverin aşağıdaki linkten!) Neymiş, türban bir göz boyamaymış. Pekala!!!

Kadın yüzüne -Allah için yüzü çok güzel- ayna tutuyor, bir anda kafası kara çarşafla sarılıyor. Neymiş, türban bir tehlikeymiş. Pekala!!!

Reklam filmleri özetle böyle…  Yaklaşık iki yıldır ardarda yaptığı reklam kampanyalarıyla üzerinde konuşturan Cumhuriyet Gazetesi bir “toplumsal uyarıcı” rolüne soyunmuş durumda. Bu dizi Tehlikenin Farkında mısınız? ile başladı, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile devam etti, şimdi de türban ve Cumhuriyet kadını ile sürüyor. Ve fakat izleyen en hakiki ulusalcı bile “yetiversin gayri” demiyorsa ben de neyim. Zira her şeyin de bir zaman aşımı var. Öcü göstermenin bile. Böyle bir “sosyal sorumluluk” meselesini kendine görev biçtiysen artık somut ve ele gelir birşeyler yapmanın zamanı gelmiş de geçiyor demektir. İki yıl gibi çooook uzun bir zamandır “öcü” yapmakla yetinmezsin. Daha da beteri çok eleştirdiğin kesim gibi sen de türban rantını yemezsin. Senin şu anda yaptığın basbayağı da türban üzerinden rant elde etmektir. Başka hiç birşey değildir. Tamam hepimizin bu konuda küçük ya da büyük endişeleri var zaten ama senin yaptığın şehit kanı üzerinden ne kadar rant demagojisi yapmaksa türban üzerinden de o kadar rant yemektir. Ve artık “gerçekten yeter”dir.

Nasıl ki o tarafın tek sığınağı türban haline gelmişse öteki tarafın da tek sığınağı türban olmuştur. Şu yapılanlar ortamı germekten başka hiç bir işe yaramamaktadır. Yeni birşeyler söylemenin zamanı geçmektedir. Haaa sorabilirsiniz tabi “sen de bunlardan mı medet umuyorsun?” diye. Haksız olmazsınız. Kendi yazarına çizerine bile demokrat olamayan mekanizmalardan diye ve hatta…

Yoksa ben de çok isterdim Engin Ardıç gibi ti’ye alıp geçmeyi ama gerçekten sinir bozucu olmaya başladı bu provokasyonlar. Gazete reklamı falan değil, bal gibi de provokasyon!

http://www.youtube.com/watch?v=nJb7aBSGZZQ

http://www.youtube.com/watch?v=D40yWlo1dHA

http://www.youtube.com/watch?v=HBDJzDGYveQ

2 Yorum »

  1. Sinan Çetinkaya said,

    Mart 10, 2008 @ 2:21 pm

    Dinsel bir ideolojinin dayatılmasına karşı duran ve bunu uyarı amaçlı reklam ile sergileyen Cumhuriyet nasıl bir provokatörlük yapıyor bunu anlamadım. İkincisi, traji 70.000 bin olan bir gazete, oluşumuna katkı koymadığı fakat sonuçları açısından herkesi ilgilendiren bir konuda diğerlerinin sustuğu, görmediği, konuşmadığı, duymadığı bir ortamda fikir gazetesi olma yolunda direnirken türbandan nasıl bir rant sağlar bu kısmını da anlamadım. Cumhuriyet’in bu konularda yeteri kadar somut örnek ve çözüm önerileri koyarak ”öcü göstermekten” çok daha ötesini yaptığını düşünüyorum. Cumhuriyet okuruyum, gazetemi anlıyorum ama sizi anlamakta zorlandım…Saygılar.

  2. Murat Mert said,

    Mart 10, 2008 @ 2:38 pm

    Canım kızım, işine gelmeyince “provokasyon”, işine gelince “zekice”. Bu yalnız sizin için değil, ben dahil herkes için böyle. Reklamın zaten araçlarından birisi karşı tarafı, hedef kitleyi provoke etmek. Mesela, ağzına Magnum sokulan kadın provokasyon değil mi, ya da dün seyrettiğimiz Sinan Çetin kısa filmi, tüfekle müzik çaldıran film hani? İşin özü şu; hedef kitle açısından bu reklam bir uyarıdır ve bence çok etkilidir. Hedef kitlesine dahil olan birisi olarak ben çok etkilendim ve reklam tam 12′den vurdu. Ancak, hedef kitleye dahil olmayan siz ve diğerleri verilen mesajdan rahatsız olduğunuz için, verilen mesajı bir tehdit olarak algıladığınız için filmi “provokasyon” olarak değerlendiriyorsunuz. Mesele bundan ibarettir canikom.

RSS feed for comments on this post · TrackBack URI

Yorum yazın.