burası türkiye abi, herkes her işi yapar!

Yeri geldi de yazıyorum, önce giriş yapmam lazım: Şu anda Kanal D’de Ece Uslu’nun başrolünde oynadığı Elveda Derken adlı dizi var. Şimdi bu konu nereden çıktı durup dururken diyeceksiniz haklı olarak. Anlatacağım…

Bundan bir ay kadar önce bir cuma vakti telefonum çaldı. Karşımda televizyon yapımcısı Alper Kul vardı. Lafı uzatmadan bana bir teklif getirdi: “Elveda Derken adlı dizide Ece Uslu’nun gazeteci arkadaşı rolünde oynar mısın?” dedi. Duyar duymaz böyle bir teklif alan her insanoğlunun yaptığı gibi hafif tertip sevindirik oldum, ne yalan söyleyeyim. Fakat anında aklımı başıma toplayıp Alper’e “Abi ne işim var, ben oyunculuktan falan anlamam, aman diyeyim madara olurum cümle aleme” deyip gülmeye başladım. Alper de hafiften şaşırdı tabi, yüz ifadesini bilemiyorum ama “bu teklifi alan herkes üstüne balıklama atlar ya” der gibi olduğunu hissettim. Özetle reddettim anlayacağınız. Sonra çok sevdiğim dostlarıma bahsettim bu meseleden, pek anlam veremediler bu yaptığıma ama gerekçelerini açıklayınca hak verdiler.

Evet, ben ne anlarım oyunculuktan, ortalıkta bu işi başarıyla yapabilecek oyuncu dolu ayrıca. Bilmediğim, anlamadığım bir işte de kimselere madara olmaya niyetim yok. Lafı bir yere getireceğimi anlıyorsunuz. Burası Türkiye, herkes becerebildiği-becemediği her bir işi yapmaya çoktan  teşne. Geliyorum konuya -benim aldığım oyunculuk teklifi çok da derdim değil, konuyu bağlayacağım yer başka- Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu’nun Cine 5′te reklam üzerine yapacağı program. Hani dostlarım rica etmişti ya, “şu meseleyi yorumlasana” diye. Tabi Cengiz Semercioğlu yanılmıyorsam Cine 5′te yönetici aynı zamanda. O yüzden istediği programı yapma özgürlüğüne de sahiptir. Bu konuda kimsenin kendisine diyeceği birşey olamaz. Ayrıca, çok teknik bir konu olmadığı sürece herkes de her konuda program yapabilir. Yani “Reklam üzerine program yapmasın” deme durumumuz da olamaz. Bazı abilerinin desteğiyle yapabilir, neden olmasın ki…

Fakat şanlı tarihimiz her işi yapmaya soyunup madara olanlarla dolu iken böyle bir işe soyunmak gerçekten büyük bir cesaret istiyor. Yoksa kendisi gayet başarılı bir yazar, kendi alanı olan televizyon üzerine gayet başarılı programlar yapıyor. Ama her işi yapayım, her konuda söz sahibi olayım deyince iş biraz değişiyor. Yani ne gerek var ki “Ya kardeşim o reklamdan anlamaz ki, neden program yapıyor” dedirtmeye.

Neyse bence bu ülkede bilen ile bilmeyen arasındaki fark bu sayede anlaşılabilecek. Zaten zaman içerisinde anlaşılıyor ve hüsranla sonuçlanıyor bu tip girişimler. İsim vermeyeyim, gerek yok anlayan anladı. Herkes her işe balıklama atlasın ki bilenin değeri anlaşılsın bu memlekette. Yoksa kişilerin kendi kendilerine beş dakika kadar düşünüp “ben o konudan anlamam, o yüzden bu işe soyunmayayım” demesini beklemek biraz safdillik olacak. Daha da diyecek birşeyim kalmamıştır!

1 Yorum »

  1. mete gurgun said,

    Ekim 20, 2007 @ 7:53 pm

    Sermin, haklısınız ve çok doğru söylüyorsunuz ama bu ülkede özellikle reklam sektöründe doğruyu kaç kişi biliyor ve anlıyor ki bu işi eline yüzüne bulaştıranlar rezil olsun?
    Bu işi en beceremeyen kişi bile bu ülkenin en parlak(!) ajansının sahibi olabiliyorsa, odasında Che tablosu olan adamlar kapitalizmin kalbindeki mesleğin duayeni(!) olabiliyorsa, reklamcı denilen kişilerden bir minimum eğitim beklentisi yoksa -off say say bitmez bunlar- Cengiz de çıkar konuşur, alkışlayanı da bol olur. Maalesef.
    Hiçbir pazarlama, psikoloji, iletişim, sanat vb. bilgisi olmayan adamlara siz bile “..ee yapabilir tabii hakkıdır” diyorsanız Şermin, kendini bir halt sanan Rekder bile bu şarlatanlara hop demiyorsa, bu ülkede artık bu işten ümit kesmenin vakti çoktan geçmiştir.

RSS feed for comments on this post · TrackBack URI

Yorum yazın.