bakalım nasıl bi’ aileymişiz biz

Geçen cumartesiden bu yana yazmadığım için bana sitem edenlere müjdem var: Ben yazmadığım zaman yerime sitemciler yazacak, sorun böylece çözülecek. Tabi ya; sen yazmasan ben yazmasam nasıl dolacak bu blog? Böylece anlayacaklar yazmanın nasıl zor ve kastırıcı bi’ iş olduğunu, sitem etmekten vazgeçecekler. Anlıyorsunuz siz onu ey sitemciler!

Evet nerde kalmıştık? Biz 70 milyonluk bir aileyiz. Bir Ferzan Özpetek filmi. Ferzan Özpetek’in çektiği reklam filmleri bugüne kadar isminin geri planda kaldığı filmlerdi. Örneğin İdeal Kart, kariyer.net reklamlarının Ferzan Özpetek filmleri olduğunu pek kimse bilmez. Filmin çok usta bir yönetmen elinden çıktığı gayet tabi ki gün gibi aşikar. Yoksa her reklam filmi beni Garfield gibi ekrana yapıştıramaz.

Ancak, konu gazetelerin imaj reklamı olduğunda bildik, tanıdık reklam dinamikleri pek de işlemiyor. Öncelikle son iki yıldır yapılan gazete imaj reklamlarına baktığımızda bu dinamikleri görmüyoruz. Ağırlıklı olarak toplumsal mesajları görmemiz bu yüzden. Bakınız -aslında bu konuda kimsenin gerçek anlamda eline su dökemeyeceği- Zaman Gazetesi’nin “Biz ne zaman ayrı düştük” reklamı. Eh haliyle toplumsal mesajları vermek gazetenin bir görevidir de bu açıdan baktığımızda. Yoksa reklamın temel işlevi olan izleyicide hemen o gazeteyi satın alma dürtüsü yaratmak, biraz son kullanma tarihi geçmiş bir çalışma olacaktır. Buna zaten kimsenin itirazı da olamaz. Yani bu anlamda Radikal’in Orijinal Demokrasi mesajına da söylenecek birşey olamaz. Ancak, Tehlikenin Farkında mısınız kısmına gelince durum biraz değişiyor, zira o bir mesajdan ve reklamdan öte ağır bir provokasyon çalışmasıydı. 22 Temmuz gecesi bu konuda gereken ayarın alındığını düşünüyorum lafı da fazla uzatmıyorum, sonra adamı köşelerinden vatan haini ilan ediverirler. Bizzat yaşanmıştır ve görülmüştür.

Ferzan Özpetek’in Hürriyet Gazetesi üzerine yaptığı yorumların hiç birisini dikkate almak gereği duymuyorum. Çünkü bunlar zaten hepimizin Hürriyet hakkında gayet açık bildiği gerçekler. Yani Hürriyet’in gazete olmak dışında da anlamlarının olduğu malumun ilanından başka birşey değil. Aslında 2 yıl önce Haluk Bilginer’in eşsiz seslendirmesiyle yapılan “Hürriyet bazen bir ulusun kaderidir” diye başlayan Nazım Hikmet’li, Zeki Müren’li reklam bu anlamda çok daha “cuk” oturan bir yaklaşımdı. Ferzan Özpetek’in çektiği reklam böyle bakınca bu yaklaşımın belli bir kısmını karşılayabiliyor, üzgünüm. Daha sonra “Bir Ali Taran hediyesi” şeklinde yapılan siyah zemin üzeri Hürriyet sağcıdır, solcudur, şehirlidir, köylüdür reklamını saymayayım müsadenizle. Yerim dar desem olmaz ama.

Ancak, yayın zamanlaması olarak bakıldığında da hani maçlarda bağırırız ya “tam zamanı şimdi” diye -başka türlü de anlatamam zaten. Buradaki tam zamanı’nın gerçekten tek bir eksiği var: Türbanlı bir kadın. Beyaz Türk reklam camiasının tabu yıkması düşünülürken -tabi bunun uzağından yakınından bile geçemezken- emin olun gün gelecek bu da olacak. Aynı sofrada karnını doyuran 70 milyonluk dev bir ailenin içindeki bu realite artık görmezden gelinmeyi çoktan aşmış durumda, sevgili Beyaz Türk reklamcılar!

Beyaz Türk dedim de Ferzan Özpetek’in baktığı yerden Beyaz Türk tanımında ciddi bir sakatlık var besbelli. Hani etrafa sorduk bu filmdeki Beyaz Türk beyaz yakalı işadamı diyor ya. Öncelikle burada oynayan karakter tek kelimeyle yarı milliyetçi (ama fırsatını bulduğu dakkada vergi kaçıran ve askerden kaçmayı marifet sayan, özde değil sözde milliyetçi) hafiften kıro, eli 3 kuruş para görünce ailesini küçümseyen bir zavallı. Ama Beyaz Türk başka birşey. Burada bi’ anlaşmak lazım. Beyaz Türk’lüğün biraz da aileden gelen birşey olduğunu söylersem yeterince açık olur sanırım.

Özetle bu tarz karakterleştirme hatalarını saymazsak yayın zamanlaması itibarıyle çok yerinde bir film. Şu söyleyeceğimiz aksini iddia edebilecek var mıdır? Ailesindeki dört kişinin de farklı farklı partilere oy vermeyeni çok azdır. Ya da Hürriyet okurunun hemen tümü böyledir, bu son derece açık bir gerçek. Benim eleştirilerime ufaktan takılmalar deyip geçiveriniz.

Son bir söz: Fakat herşeye rağmen gözden kaçan birşey var. Milliyet’in yazarları ile yapılan “Nerede haber var Milliyet orada” reklamı gerçekten de en amacına uygun reklamdı. Bu da böyle bir gerçek işte. Üzerinde bu reklamların onda biri kadar konuşulmasa da…

9 Yorum »

  1. Salih ŞİMŞEK said,

    Temmuz 29, 2007 @ 12:06 am

    sizin eleştirdiğiniz fotoğrafın içindeki aile, olması gereken aile tipi.olmaması gereken ise başını türbanla örtüp,dizlerine kadar etek giyen din sömürücülerinin olmaması,özpeteki kutluyorum.BAŞLARINA TÜRBAN GEÇİRİP,SİMGE HALİNE GETİREN BAYANLARIN,GERÇEKTE FİKREN NEKADAR FİRARDA OLDUKLARINI GAYET İYİ BİLİRİM.üzgünüm ama bu ülkedeki şeriat özlemi hiç bitmeyecek,çünkü gelemeyecek.hayatımdaki enbüyük pişmanlığım ise atatürkle çalışmış olmamak. SİZDEN SON BİR İSTEK bırakın anadolu kadınının başındaki örtüyü,şeriat özleminize onları alet etmeyin.yazıktır,annemde örtülü ama size lanet ediyor.

  2. Eda Sayan said,

    Temmuz 29, 2007 @ 11:13 am

    Neden bu kadar eleştirdiniz çok anlayamadım doğrusu. Hürriyet zaten desteklediğiniz AKP nin gazetesi, gün gibi açık. Demekki 22 Temmuz da “ayar veren” lerin bu kadar hassas olmaması lazım. Bu reklam üzerine daha düzgün eleştiriler yapılabilir.
    Mesela reklam üzerine Hürriyet’in şu açıklaması olabilir:
    “dediğim gibi hayatın ve sistemin gerçeği bu. ne yapsalardı yani? bugünkü jenerasyonda geçerli olan kavram idealler değil, güç ve para.”

    hürriyet kendi resmi sitesinde bütün amaç ve idealinin açık bir şekilde dillendirmiştir.

    kaynak:

    http://www.hurriyet.com.tr/pazar/6933987.asp?gid=59

  3. Hakan Deniz said,

    Temmuz 29, 2007 @ 12:48 pm

    “22 Temmuz gecesi bu konuda gereken ayarın alındığını düşünüyorum lafı da fazla uzatmıyorum, sonra adamı köşelerinden vatan haini ilan ediverirler. Bizzat yaşanmıştır ve görülmüştür.” demek ne demek?
    Sizin demokrasi anlayışınız ile “vatan haini ilan ediverirler” dedikleriniz arasında ne fark var? Bir düşünce yada eylem oyla “ayar” alır mı? Mesela Kenan Evren %95′ten fazla oyla cumhurbaşkanı seçildi. Bu neyi doğrular?

  4. Esra Aliçavuşoğlu said,

    Temmuz 29, 2007 @ 9:08 pm

    Bu konu ile ilgili olarak 23 temmuz’da Medya Biti’nde kaleme alınmış “Ferhan Özpetek, Hürriyet, seçimler…” başlıklı yazıya bakmanızı öneriyorum.
    www.medyabiti.com

  5. Zeyno Zatrak said,

    Temmuz 30, 2007 @ 4:03 am

    Bir gub size turbaninizin altindan sacinizin telleri goruluyor diye 20 deynek vuruldugunda bu yazinizi animsayip cok ama cok gulecegim aci aci ama….

  6. hakan can said,

    Temmuz 30, 2007 @ 7:26 pm

    super yazi olmus tebrik ediyorum, elestirenlere ise hic katilmiyorum. ozellikle annemde ortulu size lanet okuyor diyene, babaannem ve de anneannem de diyebilirdi , klasik. yazik

  7. ahmet said,

    Temmuz 31, 2007 @ 12:23 am

    yazınızı çok beğendim. başörtüsü türkiyenın bır gerçeğidir.Salih ŞİMŞEK said, diyorki ;
    başını türbanla örtüp,dizlerine kadar etek giyen din sömürücülerinin olmaması, demekki etek kısaldıkça modernlik artıyor. bu nasıl mantık. hemen de atılır lar dın sömürücüsü diye dinlediyanetle hiç bir alakan oldu mu . yoksa sadece dın senın ıçın bır takımtutma sevdası gibi bir şey mı. . yazarın yazısı çok guzel . tesekkurler

  8. Mustafa Sefid said,

    Temmuz 31, 2007 @ 1:13 pm

    yazınız için tebrikler… reklamı izlediğim de aklıma gelen konuyu ve mesajın eksikliğini sizinde dile getirmenize sevindim,yazınızı diyeceğim yok; lakin yorumlardaki bazı ifadeler çok üzücü, yani dini hassasiyetleri düğrultusunda tesettüre uyan bir bayan olamaz mı, bu hassasiyet böle bir reklamın içinde görselleştirilemez mi,başörtüsü sadece belli bir yaş üstünün ve/veya sosyo-ekonomik yetersizliğin mi göstergesi,yada işin içinde illa bir bit yeniği mi olmalı. Bir de şöyle bakalım başörtüsü bir bayan için özgürlüğünün farklı bir açıdan yorumu olamaz mı?

  9. Hüseyin said,

    Ağustos 3, 2007 @ 2:23 pm

    @ Salih ŞİMŞEK
    “hayatımdaki enbüyük pişmanlığım ise Atatürkle çalışmış olmamak.” demişsiniz, Atatürk’ün sizle neden çalışmak istediğini ve sizin neden reddettiğinizi, şu anda bundan neden pişmanlık duyduğunuzu açıklar mısınız lütfen:)
    Ayrıca “Annem de örtülü ama size lanet ediyor” da demişsiniz buradan annenizin ulemadan olduğunu ve fetvalarının geçerli olduğunu kabul ediyorsunuz galiba ya da ulema nedir biliyor musunuz? Zaten örtü “Anne” ye “Nine” ye mahsustur, çünkü onlar emekli olmuş, yada zaten hiç çalışmamıştır, kamusal alan gibi dertleri yoktur vs…
    Şeriat özlemine gelince, tahminimce en az 40 kez farkındayım diyerek gerçekten devleti yıkacak,şeriat getirecek insanların oranının o kadar büyük olduğunu düşünüyorsunuz,
    vs vs

RSS feed for comments on this post · TrackBack URI

Yorum yazın.