buyrun radyo…

Ortalık cehennem gibi, hissedilen sıcaklık 50 derece -o kadar da değil, bana göre tabi- Cannes Reklam Fesivali tartışmalarla sona ermiş ve bu gece Kristal Elma Ödül Töreni var. Kolumuzu kıpırdatmaya mecal yok, sıcaklar zaten olmayan yaratıcılığımızı hepten tüketmiş, biz gideriz Kristal Elma’ya. Nasıl gözümde büyüdüğünü neresinden anlatsam bilemem. Neyse ki tören için seçilen mekan içimizi ferahlatıyor: Parkorman.. İsmindeki “orman” bile içimizi serinletiyor. Hele bir de Goran Bregoviç’i dinlemek varsa işin ucunda…

Uzatmaya gerek yok; epeydir takıldığım ama bir türlü yazamadığım bir konunun tam da yeri ve zamanı geldi. Cannes’da ödül alan işleri gözden geçirirken “Ya neden bizde böyle işler yapılamıyor” diye sormadan edemediğim bir kategori var: Radyo spotları.  Ha tabi ki dalga geçme hakkınız saklıdır “Öbür kategoriler tüm dünya yaratıcılığıyla aynı düzeyde, tek problem radyoda” şeklinde. Haksız mı olursunuz? Hayır… Sıcaktandır deyip geçiniz.

Son zamanlarda hatta uzun zamandır radyolarımızda dönen reklam metinlerine dikkat ediniz: Ağırlıklı olarak TV reklam filmi metinlerinin birebir aynısı. Yani zahmet buyurulup yeni, radyoya özel metinler hazırlanmıyor. Reklamveren tarafından zaten böyle bir talep yok. Ya gayet düz, yaratıcılıktan tamamen uzak reklam metinleri ya da TV filmi metninin birebir aynısını görüyoruz. Bu yıl Cannes Reklam Festivali’ne giden 189 parça işten yalnızca 1 (yazıyla bir) tanesi radyo kategorisinden gitti. örneğin basın kategorisinden 87, cyber’dan -ki bu ülkede en zayıf olması beklenen- 14 iş gönderilmiş.

Cannes’da bu yıl Büyük Ödül’ü alan “gerçek güzellik kampanyası”nın yaratıcıları Janet Kestin ve Nancy Vonk (kısaca Jancy) “Radyo, iyi yazabilme özelliği ile ön plan çıkılacak bir mecradır, radyolara biraz kulak kabartırsanız pek çok kimsenin iyi reklam yazamadığını göreceksiniz” diyorlar. Bu bakışla Türkiye’de pek çok reklam yazarının iyi yazar olmadığını söylemek pekala da mümkün.

Dönüp bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım: Türkiye’nin yıllık reklam harcamasından radyoya ayrılan pay yüzde 3. TV reklam fiyatlarının 3 kuruş 5 paradan gittiği ortamda elbette olur olmaz her marka -özellikle radyo için çok uygun markalar- direkt TV’yi  tercih ediyorlar. Dolayısıyla radyo hep 2. veya 3. plana atılan bir mecra olarak kalıyor. Ne yapsak bir kampanya mı başlatsak, radyo reklamlarında yaratıc geliştirmek üzere… Ve hatta bu kampanyayı tüm Türk reklamcılığı için geliştirsek: Reklamcılıkta yaratıcılığı geliştirma kampanyası…

 Kızmayın bana, Cannes’daki sonuçlara bakıverin yeter!

Kristal Elmanız bol olsun…

Yorum yazın.