çorba’da tuzu olmak iyi hoş da…

Bugünlerde Knorr hazır çorbanın Kızılay için başlattığı bir yardım kampanyasının reklamlarını izliyoruz. Reklamın metnini TV’lerde her defasında kaçırdığım için üşenmedim youtube’dan tekrar izledim, yardım kampanyası 2.5 ay sürecekmiş. Selçuk Yöntem’in muhteşem seslendirmesiyle hazırlanan reklam metninde kış boyunca satılan her Knorr marka Ezogelin çorbasının bir tabağının Kızılay’a bağışlanacağı söyleniyor. Reklamın başlığı da Kızılay’ın Çorbası Knorr’dan…

Buraya kadar her şey gayet sevimli görünüyor. Türkiye’de kışın 2.5 ay kadar sürdüğü gibi bir saftirikliği bir kenara bırakır isek acıklı ve izleyenin içini dilim dilim doğrayan bir müzik eşliğinde Selçuk Yöntem ağlak bir sesle şöyle diyor: Bir kaşık çorba bile içemeyiz açken diğerimiz… Reklamı izleyen herkeste “Aman ne güzel yapıyor Knorr çorba” duygusu uyandıracak bir yardım kampanyası.

Gelgelelim üzerinde biraz kafa patlatınca kazın ayağının pek de öyle olmadığı anlaşılıyor. 2.5 ay gibi oldukça kısa bir süre kış boyunca diye seslendirilerek zevahir kurtarmaya çalışılmış. TV ekranında okunması son derece güç biçimde geçen altyazıda “satılan 4 paket Ezogelin çorbasının bir paketinin Kızılay’a bağışlanacağı” söylenmiş. Yani satılan her Knorr çorbadan değil yalnızca Ezogelin versiyonundan. Burada ne kadarlık bir bağış yapılacağı oldukça havada. Kaç çeşit Knorr hazır çorba var bilmiyorum ama 2.5 ay boyunca -ki reklam filminin söz kısmında kış boyunca, alt yazı kısmında ise 2.5 ay denilmektedir- sadece Ezogelin çorbasından kaç paket satılacağını bilmemize imkan yok. Dolayısıyla Kızılay’ın kışlık çorba ihtiyacını karşılama iddiasının ne kadar gerçek olabileceğini anlamaya da olanak yok.

Bir kurumsal sosyal sorumluluk havası yaratılmaya çalışılan bu kampanya makyajlanmış bir hayır hasenat işidir, iyi niyetle başlanmış bir bağış kampanyasıdır. Elbette 40, 50 ve 60′lı yaşlardaki pek çok Türk insanının gözünde tek bir imajı olan Kızılay’a bir marka cilalaması getirecektir. Hatırlayınız: Meşhur üçgen Kızılay çadırları rezaletleri… Unilever -Knorr bir Unilever markasıdır- gibi bir dünya devinin Kızılay ile işbirliği yapması köhne Kızılay çadırları imajının bir nebze de olsa düzelmesine elbette katkı sağlayacaktır. Ancak bu kampanya kesinlikle bir kurumsal sosyal sorumluluk kampanyası değildir.

Fazla yaratıcılık içermeyen ve herkesin aklına gelebilecek kadar sıradan bir hayır işi olan bu yardım kampanyası için TV’lerde bangır bangır reklam filmleri gösterilmesi ise bir diğer tartışma konusu. Markaların yaptıkları yardımı duyurmalarını bile asla kabullenemediğimi düşünürken bu denli ufak bir hayır işi için bütün TV kanallarında kesintisiz reklam filmleri dönüyor. Arkadaşlar adı üzerinde hayır işi yapıyorsunuz!

Son olarak şu soruları sormazsam çatlarım:

- Bu hayır işi kapsamında Kızılay’a kaç paket çorba gönderilecektir?

- Gönderilen çorbaların maddi karşılığı kaç TL.dir?

- Selçuk Yöntem’in seslendirdiği reklam filminin prodüksiyon bedeli kaç TL.dir?

- Bu reklam filminin yayın bütçesi ne kadardır?

Bakın katiyen yapılan bağış miktarı ile ilgilenmiyorum; beni ilgilendiren böyle bir yardımın reklam kampanyasına dönüştürülüp yedi düvele duyurulmaya çalışılması… Ve bunun azıcık da ayıp olması. Malum sağ el verir, sol el duymaz…

Şimdi diyeceksiniz ki “Hiç anlamamış, o reklam sadece daha fazla Knorr Ezogelin satmak amacıyla yapıldı. Kampanyayı duyan daha fazla Ezogelin alacak, böylece Kızılay’a yapılan bağış miktarı artacak.”

Ama yemez, o çorbayı da içmeyen içmez…

Yorum yazın.