deterjanla yıkanan kaldırımlar…

Gazeteci arkadaşım Burçak Güven, Kurban Bayramı arifesinde Teşvikiye Osman Seden Sokakta düştü ve ayak bileğini kırdı.

“Eeee ne var bunda, gayet normal, burası Türkiye üstüne üstlük İstanbul, herkesin başına gelebilir” dediğinizi buradan duyuyorum. (Tabii epeydir yazmıyorum, idare-i maslahatçı köşe ağbileri gibi gün doldurmak için yazdığımı düşünebilirsiniz. Her gün siyaset köşesi yazmaları sebebiyle sıraya dizerler, bugün Bahçeli, yarın Baykal, öbür gün de Başbakan’ı malzeme yaparlar, günün yükselenine göre, kendi ufak hesaplarınca her birine takdir ya da tekdir yazısı yazarlar.)

Küp dolsun derdiyle köşe doldurmak gibi bir adetim yok şükür. Onu yeterince yapan var zaten bu ülkede. İçten içe de Başbakan’ın köşe yazarları konusundaki düşüncesine destek veriyor diye düşünüyorsanız ziyan yok, düşününüz efendim. Başbakan’a zerre kadar katılmıyorum o başka.

Dönecek olursam Burçak’ın düşüp ayak bileğini kırma meselesine… İnsan hali düşersiniz bir tarafınızı kırabilirsiniz. Gayet normal. Amma velakin Teşvikiye’nin en civcivli saatinde İSKİ’nin deterjanlı suyla yıkadığı kaldırımda yürürken düşerseniz anormallik burada başlıyor. İSKİ’miz sağolsun, herhangi bir uyarıya falan gerek görmeden insanların yürüme saatinde kaldırıma aracını yanaştırmış, deterjanlı suyla haşır huşur kaldırım yıkatıyor. Tam o sırada kaldırımda yürüyen Burçak, bunu fark edemiyor, -uyarı şeridi falan hak getire elbette- langadanak yere seriliyor. Her an herkesin başına gelebilecek bir felaket.

Şu anda Amerikan Hastanesi’nde ameliyatlı bacakla yatıyor kendisi. Tamam kabul ettik artık bu ülkede her birey Allah’a emanet yaşıyor. Kimsenin sokaklarda, evinde hatta hatta karakolda bile başına ne gelebileceğinin garantisi yok. Ancaak İSKİ’nin deterjanla yıkama yaptığı kaldırıma bir emniyet şeridi çekivermesi bu kadar mı zor yahu?

Bundan bir kaç yıl önce belki hatırlarsınız Kemerburgaz otobanında ilerleyen araçlar esrarengiz biçimde kayıp kayıp kaza yapıyordu. Hatta ölenler bile olmuştu. Sonradan anlaşıldı ki varoşların halı yıkayan kadınlarının deterjanlı suları yola akıyor ve araçları kaydırıyordu. Tam da Türk tipi kaza biçimi.

Hadi burada kadınların cehaleti söz konusu. İSKİ’ye ne oluyor, bu kadar fütursuz davranma hakkını nerede buluyor? Kimbilir kaç kişinin başına geldi kaldırımda İSKİ’nin deterjanlı suyu yüzünden kayıp düşme hadisesi? Kimbilir kaç kişi kafasını çarpıp beyin kanaması geçirme tehlikesi atlattı?

1991 yılında, hayatımda ilk kez Londra’ya gittiğimde kaldırımda bir inşaat vardı. Kaldırıma, yaya geçişini kesmek için şerit çekilmişti. Bendeniz ise uyanık Türk çocuğu olarak şeritten atlayıp geçmeye hamle ettim kii (bakın reklamdaki gibi oldu) o saniye önüme polis atıldı ve “NOOOOOOO” dedi. Utançtan kafamı kaldırıp polisin yüzüne bile bakamadan şeridi dolaşıp geçtim.

Uygar ülkede insan işte böyle korunuyor ve kollanıyor. Bizde ise Allaha emanet zihniyeti aklımızın, ruhumuzun derinliklerine işlemiş durumda.

Burçak, İSKİ’ye dava açıyor. Ben şahsen davanın sonucunu çok merak ediyorum. Belki sonucu, insana değer veren bir ülke olabileceğimiz konusunda ışık verir. Ufak bir ihtimal ya… Neyse…

Yorum yazın.