Archive for Ocak, 2014

en yaman rakip, en tatlı dost

Dünyanın çözülmesi en zor ilişki denklemlerinden birisi de anne - kız ilişkisidir. Çook uzun zaman önce Nokta’nın Nokta olduğu yıllarda derginin meşhur kapaklarından birisi konuyu şöyle özetlemişti: En Yaman Rakip, En Tatlı Dost. Kapakta kimler vardı hatırlamıyorum ama geçinemeyen (iyi geçinen anne - kız var mı bilemem varsa da benim tipim değildir o kızlar) anne - kızlar gülünesi hikayelerini anlatmışlardı. İçinde hala kahkahayla hatırladıklarım var.

Bunlardan birisi de Müjde Ar ve Aysel Gürel anne - kız ikilisiydi. Müjde Ar “Annem deli Aysel’le hiç anlaşamayız. Birlikte olmamızın üstünden 15 gün geçtikten sonra birbirimizi nasıl bıçaklasak diye düşünmeye başlarız” demişti. Eh benim de annemle gül gibi geçindiğim söylenemez, tahmin edeceğiniz gibi. Bir büyük kavgamızdan sonra annem, Müjde Ar’ın bu lafını söylemişti de gülmekten yerlere yatmıştık. Müjde Ar adeta bizi anlatmıştı.

Geçen akşam NTV’de şu ana kadar hiç bir bölümünü kaçırmadığım Söz ve Müzik belgeselinin Aysel’e ayrılan özel bölümünü seyrettim. Şimdi Söz ve Müzik belgeseli deyip geçemem. Belgeselin yayınlandığı sekiz hafta boyunca fena halde başını ağrıttığım dostum ve programın yapımcılarından Suat Kavukluoğlu’nun da adına anmadan geçemem. Her hafta “Söz ve Müzik bu hafta saat kaçta yayınlanacak?” sorusundan fenalık geçiren Suat, her programdan sonra gecenin bir saatinde arayıp ”Konuşması kolay” eleştirilerime maruz kalan Suat, ”Bir hafta da şu sanatçılar çıksa ne iyi olur” ukalalıklarımdan daralan Suat…

Ama kimleri kimleri hatırlatmadı ki bu belgesel bizlere. Tanju Okan - Fikret Şeneş, Selçuk Ural, Gökben, Çigdem Talu - Melih Kibar - Erol Evgin üçlüsü, çocukluğumun unutulmaz şarkıcısı Ersan Erdura ve daha niceleri. 8 hafta boyunca süren birinci sezon bölümlerinde Türk Hafif Müziği’nin söz ve müzik buluşmalarını izledik. Tabii şarkıyı icra edenlerin ismi her zaman bir adım önde olduğu için aklımda bu isimler kalmış. Yoksa NTV’de hava durumu tahminlerini keyifle izlediğim Gökhan Abur’un da bir zamanlar şarkıcı olduğunu bu program sayesinde öğrendim.

İki paragraf öncesine dönecek olursam; geçen akşam Aysel Gürel için hazırlanan program belki de sekiz bölüm içinde en etkileyici olanıydı. Müjde Ar annesiyle olan ilişkisini o kadar derinden ve o kadar duygulu anlattı ki… Aysel Gürel gibi bir kadının kızı olmak elbette muhteşem bir ayrıcalık olmalı. Fakat bir o kadar da zor olmalı. Böylesine sıradışı bir annenin kızı olmak kimbilir ne kadar anlatılmaz bir duygudur. Söz yazarlığını yaptığı şarkıların sadece ufak bir kısmını dinledikten sonra program bitti, alışıldığı üzere hoooop telefona sarıldım, Suat’ı aradım.

Benden az önce de Müjde Ar aramış, tebrik etmiş. Suat, Aysel Gürel’in bambaşka bir yönünü anlattı. Meğerse Aysel, o bayıldığımız deli Aysel aynı zamanda müthiş bir şairmiş. Nerdeyse tam 15 dev klasör dolusu, arkalı önlü kağıtlara yazılmış şiirlerinden bahsetti. O ana kadar çok şarkıya söz yazmış bu tatlı kadının aslında müthiş üretken bir şair olduğu hiç aklıma gelmemişti. Öyle ki gazetelerin üzerindeki ilanların bile üstüne şiirlerini yazmış. Öldüğü zaman evinin her yerinde kırık kırtık kağıtlara yazdığı şiirler bulunmuş. Ve bu şiirlerin tümü klasörler halinde Müjde Ar’da duruyormuş. Tek dileğim bu şiirlerin bir gün yayımlanması. Gizlide kalmaması, Salinger gibi kasalarda saklanıp durmaması. Erkekler dünyasında yok sayılan, varlığı kabul edilmeyen kadın şairlerin anısına… Hiç değilse…

Yorumlar