Archive for Haziran, 2012

rzl oln trk rklmclğ…

images1.jpgTam da Cannes Reklam Festivali arifesini idrak ettiğimiz şu haftada memleketimden reklam rezaleti manzaraları sona eremiyor. Belki bu sefer son olur derken gelen gideni aratıyor. Hitlerli şampuan reklamıyla başlayan bu seri AMK ile tavan yapmış bulunuyor.

Okşanacak kafa dize yakın gelirmiş -elbette bunun çok daha farklı versiyonu var bilen bilir bilmeyen de öğrensin- “hadi yapılmış bir densizlik şunun üzerine gitmeyeyim” dedikçe konuşmalara doyamıyor marifetli ve yaratıcı Türk reklamcıları. Onlar buldukları yere konuştukça konu kapanacağına bizlerin eline düşüyor böylece. Okşanacak kafa meselesi buradan geliyor, ne alaka diyenlere duyurulur.

Hulusi Derici kadın tokatlamaktan Hitlerciliğe terfi ettiği reklam yüzünden Yahudi cemaatinden özür diledi. Tüm insanlıktan özür dilemeye gerek duymadı zira Hitlerli reklamdan sadece Yahudi cemaatinin rahatsız olduğunu düşündü. Dolayısıyla Türk reklamcılığının da ne kadar sığ bakışlı ve günü kurtarmacı olduğunu bir kez daha ispatladı yedi düvele. www.tdk.org.tr özrü kabahatinden büyük olmak deyimi…

Bu hafta da AMK felaketiyle karşı karşıya bırakıldık. Ki bu reklamcılar olduğu sürece bu felaketler silsilesinden mahrum olamayacağımız aşikar. Bir reklamcının -Yiğit Şardan- üstüne üstlük Reklamcılar Derneği başkanlığı yapmış bir reklamcının isim babalığı yapmış olmasına mı yanarsın, doğru düzgün bir gazetecinin yayın yönetmeni olmasına mı yanarsın, Sözcü grubunun düşürüldüğü hale mi yanarsın… Sen yanmasan ben yanmasam meselesi değil bu, ciddi… Vatan, millet, memleket elden gidiyor edebiyatıyla gazete yaparken takke düşer kel görünür sayın seyirciler. Tek hedef müşterisine oynamaktır. Ulusalcı pavkırmalar sayesinde tiraj yerine oturmuştur. (Tam da bu noktada yazar “ciddi ve tutarlı” lafını kendine şiar edinen Emin Çölaşan’ın ne düşündüğünü merak eder.)

Şimdi sıra spor basınından pay kapmaya gelmiştir ve zordur. Yollar Yiğit Şardan’la kesişir, Galatasaray konusunda hızını alamayan YŞ kendini göstermelidir. Her yol mübahtır, Cemal Nalga olayından da yeterince bilenmiştir. Tam da beklediği ürün eline gelmiştir. Eşsiz spor deneyimini konuşturur ve ismi yapıştırır: AMK…

Bu ismin bu kadar tartışma yaratacağını elbette bilmektedir. Zaten amacı da budur ve hedefine kat kat fazlasıyla ulaşır. Kendisine soru soran gazeteciler kızdırmaktan korkarak ve desturla soru yöneltirler… Kısa reklamcılık hayatındaki dev hayallerinden birisi daha gerçek olmuştur: FCUK benzeri bir ismi yerel bir ürüne koymayı Allah kendisine nasip etmiştir. Bir de literatüre bir laf kazandırmasıyla övünmektedir. Sanki bugüne kadar AMK lafı twitter’da milyonlarca kere dönmemiş, oradan kopyalamamış gibi. Gazeteci de soramamıştır besbelli “Yahu nereden kazandırıyorsunuz, bu laf kaç zamandır var işte” diye. Belli ki yayın yönetmenine de FCUK üzerinden savunma yapma fikrini kendisi vermiştir. Amma velakin takma akıl cepten düşermiş, akıl akıl meselesi…

Türkiye reklamcılık tarihinde bir rezalete daha imza atılmaktadır. Fakat ne gam! Bu düşünce sistematiğinde üzerinde çok konuşulan her reklam başarılıdır. İçinde küfür, hakaret, aşağılama, ırkçılık olması hiç farketmez. Ve ne acıdır ki bunun adı da başarıdır…

Önümüzdeki hafta yapılacak Cannes Reklam Festivali’nde Yeni Rakı ve Türkiye’nin tanıtımı hedefleniyor. Ne güzel…

Bunun yanısıra acı ile fark edilmesi gereken bir durum daha var… Hulusi Derici ve Yiğit Şardan: Türk reklamcılığını dünya gözünde ırkçı ve cinsiyet ayrımcı hale getirmeye zerre kadar hakkınız yok!

Yorumlar