Archive for Aralık, 2010

ikinci yiğ’İZ ödül töreni

Geçen perşembe… Akşam haber bülteni seyrettiğim nadir günlerden birisi… ODTÜ’lü öğrenciler Başbakan’ı protesto ediyorlar, Başbakan içeride, öğrenciler dışarıda şöyle bağırıyorlar: Taaaayyip pabucu yarım çık dışarıya oynayalım. Elbette tepelerinde polis; bu seslenme üzerine en donyağı suratlı polis bile gülümsemeye başlıyor.

Bense önemli addedilen bir ödül törenine davet almışım, gitmesem olmaz: İletişimin Zirvesindekiler İZ ödül töreninin ikincisi. ODTÜ’lü öğrencilerin Başbakan’a seslenişi beni benden almış, gülmekten makyaj yapamıyorum adeta. Davete gitmek zorundayım. Bu kadar komik görüntüleri kaçırmak pahasına davete gideceğim. Bir taraftan iyi ki de kaçıracağım zira öğrenciler nasılsa polisin hışmına uğrayacak. Espri anlayışı gelişmiş her insanın gülüp geçeceği bu görüntüler biber gazı ile sonuçlanacak… Bu zavallığı izlemektense bir ödül töreni zavallığına katılmak evladır deyip gönlümü avutuyorum.

İZ ödüllerini hatırlarsınız. Hani geçen sene “Tekrarı olur mu bilemedim” dediydim, yüzümü kara çıkardılar ikincisi de yapıldı. İyi mi? Reklamcılar Derneği Başkanı Yiğit Şardan inat etmiş, birincisi zayıf ve ruhsuz geçen İZ ödüllerinin ikincisini de düzenlemekte beis görmemiş. Güreşe doyamamak bu olsa zahir…

Hava insanı ağlatacak kadar soğuk, ödül törenin ortamı ise daha da soğuk ve ruhsuz. Salonun yarısı boş, dolu tarafının yarısının ise ödül almak için geldiği aşikar. Geriye de kaldı sen, ben, bizim oğlan. O kadar…

Törenin sunucusu çok beğendiğim aynı zamanda çok da başarılı bir tören yöneticisi olan Ceylan Saner. Törenin açılışı geçen seneden görüntülerle yapılıyor. Fonda müzik ise Unforgettable (Nat King Cole’den Unutulmayanlar). Hani bilmeyen de sanır ki İZ ödüllerinin otuzuncusu falan düzenleniyor. Hepi topu ikincisi ve Unforgettable. Görüntüler sona eriyor, Ceylan Saner’in sunuculuk yapmasını bekliyoruz.

Fena halde yanılıyoruz, sunucu kenarda bekliyor, Yiğit Şardan bizzat kendisi sunuculuk yapmayı tercih ediyor. Retorik dersleri aldığı her halinden belli olan Şardan, tüm salonu ölmüş iletişimciler için saygı duruşuna davet ediyor. Saygı duruşu denilen şeyin anlamını sorgulayan birisi olarak bu durumu gerçekten garipsiyorum. Türkiye dışında başka bir ülkede böyle bir gelenek var mıdır ona takıldım. Kimler için saygı duruşunda bulunduğumuzu bilemedik. Kimbilir belki de İZ ödül töreninin sonuncusu içindi…

Dediğim gibi belagat konusunda son derece zayıf olan ve herkesle kavga tonunda konuşan Yiğit Şardan sunuculuk görevini fena yapmadı. Sadece her sahneye çağırdığını ha ağladı ha ağlayacak lirik bir ses tonuyla davet etmeseydi daha doğal olabilirdi. Kime benzetsem bilemedim; Demirkırat belgeselinde biteviye ve ağlamaklı ses tonuyla içimi kıyan Can Dündar’a mı, yoksa acıklı şiirler okuyup yapaylığı her tarafından akan sinir bozucu İbrahim Sadri’ye mi…

Tören salonunun içler acısı hali de ayrı bir vahametti desem yeridir. Sanki Türkiye’nin bir zamanlar en prestijli ve etkili derneklerinden Reklamcılar Derneğinin etkinliği değil de bir sahil kasabasında icra edilen emekliler yapı kooperatifi genel kurul toplantısı…

Kazandığı her ödülü keyifle almaya giden ve bunun tadını çıkaran Özel ödül kazanan Hıncal Uluç önemli bir toplantısı olduğu bahanesiyle törene gelmemişti. Çok önemli bir toplantı dediği apartman toplantısı mıdır site yönetim kurulu toplantısı mıdır artık neyse. Buradan pay biçiverin Reklamcılar Derneği’nin ne kadar önemsendiğine…

Hulki Aktunç, Mehmet Emin Karamehmet, Bülent Erkmen, Erol Moran, Turgay Ciner ve Hıncal Uluç’un özel ödül aldığı gecede “Yahu seneye ödül alacak kimse kalmadı” diye düşünmedim değil. Ayrıca neden bunların içinde bir Betûl Mardin yoktu o da ayrı konu…

Bülent Eczacıbaşı, Ersin Özince ve Firuz Kanatlı reklamveren ödülünü aldı. Firuz Kanatlı’nın bu kadar espritüel bir işadamı olduğunu bilmiyordum zira “Yiğit’in ajansının müşterisi olduğumuz için ödül bize verildi” deyince salon kırıldı geçti. Alinur Velidedeoğlu’na teşekkürü de ihmal etmedi.

Diğer ödül alanlar da her nedense sadece Yiğit’e teşekkür etmeyi bir borç bildiler. Her nedense kimse Reklamcılar Derneği’ne teşekkür etmeyi gerekli bulmadı ya da belki de aklına gelmedi. Kimbilir?

Sahneye ödül almaya çıkan onlarca erkeğin arasında en iyi dergisi ödülünü kazanan Vogue’un Genel Yayın Yönetmeni, zarafet sembolü Seda Domaniç’in anlamlı konuşması beni çok etkiledi. Çünkü sahneye çıkan tek kadın oydu ve ödül alan kadın sayısının artması dileğinde bulundu.

Ben klasik sorumu yine tekrarlayacağım. Bu ödül töreninin seneye devamı gelir mi acaba? Belki de Yiğit Şardan’ın hatır gönül ilişkilerini pekiştirmek sebebiyle son bi’ kez daha yapılır.

Ne demişim başlıkta? Yiğ’İZ Ödül Töreni…

Yorumlar