Archive for Mart, 2010

bize bizi hatırlatan bir reklam: arçelik

Değerlerini küçümseyen bir toplum olduğumuz kesin. Özümüze ait yerel motiflerimizi de bir çok alanda kullanmaktan kaçınıyoruz. Neden? Çünkü gerçekten aşırı kompleksli bir toplumuz. Karşımızdaki insanlara ve toplumlara kendimizi onların benzeriymiş hatta kopyasıymış gibi gösterip takdir toplamaya bayılıyoruz. Her Türkiye’ye gelene “Ülkemizi sevdiniz mi, beğendiniz mi?” gibi sorular yöneltip sonra da “Falanca ülkemize bayıldı” haberlerine seviniyoruz. Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir manasızlık vardır bilemem. Ama bildiğim bir tek doğru var: Kendi değerlerimizi küçümsüyoruz!

Bu gerçek, reklam filmlerine baktığımızda aynen geçerli. Pek çok yerel marka için hazırlanan televizyon reklamlarına baktığımızda sanki uluslararası bir marka imiş gibi algılanıyor. Mesela tamamen yerel bir çorbanın reklamı sanki bir Avrupalı ailenin sofrasında çekilmiş gibi gösteriliyor. Allahaşkına yüzde 100 yerli bir çorba için İtalyanvari sofralar kullanmanın ne manası vardır?

Geçen Cuma akşamı yayına giren Arçelik Tır reklamı neyse ki bana bu tatsız gerçeği unutturuverdi. Reklamda Türkiye’nin en çok bilinen yerel markası Arçelik tır şoförü tarafından anlatılıyor. Mardin-Nusaybin karayolundan başlanıp tüm Türkiye karış karış gezilmiş. Binlerce kilometre yol yapılmış. Türk halkına ait pek çok yerel motif kullanılmış. Hiçbir şey yapay değil, hiçbir şey zorlama değil, göze batmıyor.

Türk insanı olarak mutlaka ve mutlaka kendinizden birşey buluyorsunuz. Reklamı seyrettikten sonra içiniz bir hoş oluyor. Kendimize ait değerlerin aslında ne kadar güzel olduğunu hatırlıyorsunuz. Teyzelerin birşeyler ikram etmesi, şoförün karısı ve çocuklarının fotoğrafını tırın güneşliğinde taşıması, düğünlerdeki takı dayanışması…

Film usta yönetmen Özer Feyzioğlu tarafından çekilmiş. Çekim ekibi Mardin, Hasankeyf, Burdur; Elmalı, Selçuk, Şirince, Kaş gibi yüzlerce şehir kasaba orası senin burası benim dolaşmış. Çekimler 6 günde tamamlanmış.

Türkiye’nin yerel markalarının yerel motiflerle ve görüntülerle reklam yapması çok önemli. Zira her durumda değerlerini unutmaya yatkın bir toplumuz. Reklamın toplumsal ve sosyal işlevine baktığımızda bu da önemli bir görev açıkçası. Bunu da Arçelik gibi bir devin yapması çok daha önemli.

Çekim ekibinin çekim dönüşünde ortak deklarasyonu gibi: “Böyle bir filmi Türkiye’de Arçelik’ten başkası yapamazçünkü her küçük köye bile giren başka marka/bayii/yetkili servis yok.  Gittiğimiz her yerde Arçelik deyince muhakkak o çevreden bir bayii ya da yetkili servis bulduk.”

Yorumlar

başarı hiç bir zaman tesadüf değildi ki

Sevgili Günseli Özen Ocakoğlu, bütün uğraşlarına nasıl olup da vakit bulabildiğini çok kıskandığım, bir türlü anlayamadığım Günseli, yeni kitabını çıkardı. Bir koltuğa bu kadar karpuzun nasıl sığdığını anladığımda benim için çok geç olacak, korkarım. Zira Günseli’nin kitabının tanıtım kokteyline bir ay kadar önce gittim, yazmaya ancak vakit buldum, bu utanç da bana yetip yetip artıyor.

Zaman Gazetesi’nde haftada bir okuduğumuz CEO röportajlarını toplu olarak ikinci kitabında yayınladı: Başarı Hala Tesadüf Değil. Röportajlar dizisinin ilk kitabı Başarı Tesadüf Değildir benim kitaplığımda dönüp dönüp aklıma geliveren birilerinin röportajını okuduğum tipik bir kaynak kitap niteliğinde.

Kitabın ikincisi 50 yeni kuşak ve genç CEO ile yapılan röportajdan oluşuyor. Gazetecilerin röportajlarını derleyip kitap haline getirmesi fikrine çok sıcak bakanlardan değilim. Zira bazen çok sıkıcı kitaplar çıkabiliyor ortaya. Takır tukur, akmayan, okuyana hiç bir şey katmayan kitaplar çıkıyor. Hele bir de son zamanlarda “nehir söyleşi” kitapları var ki sormayın gitsin, söyleşi yapılan kişi renkli bir şahsiyet değilse okumak bir işkence haline geliveriyor. Okumaktan anında vazgeçiyorsunuz.

Günseli Özen Ocakoğlu, Başarı Hala Tesadüf Değil’de bu dengeyi çok iyi gözetmiş. Hiç bir söyleşi gereğinden fazla uzatılmamış. Okuduğunuz her CEO’dan farklı bir deneyim ve bakış açısı kazanıyorsunuz. Sadece CEO’nun deneyimi ile sınırlı kalmıyorsunuz, şirketlerin, markaların geçmişine doğru bir yolculuk yapıyorsunuz adeta. Markaların ulusal ya da uluslararası olsun alt ürünleri konusunda detaylı bilgiye sahip olabiliyorsunuz. Dev uluslararası markaların Türkiye deneyimlerine dair fikir edinebiliyorsunuz. Mesela Oyakbank’ın ING Bank’a dönüşmesi süreci, ING Bank eski CEO’su Hakan Eminsoy’un söyleşisinde çok güzel anlatılmış. Pazarlama alanında çalışan ve çalışmak isteyen herkes için çok gerekli bir bilgi…

Başarı Hala Tesadüf Değil’i yönetici adayları, kendi işinin sahibi olanlar zaman zaman eline alıp okumalı. Zira yöneticide bulunması gereken özellikler konusunda ders niteliğinde deneyim aktarımları var. Aile şirketlerinin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair çok önemli ipuçları veriliyor. Krizde pazarlama iletişimine ara verilmesinin ne kadar yanlış olduğu hemen hemen tüm CEO’ların ortak görüşü.

Sabri Ülker’in Türkiye Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz’a verdiği öğütü okuyup da etkilenmemek elde değil. Kopuz, dernekleşmek için Sabri Ülker’e gider. Sabri Ülker girişimin çok önemli bir teşebbüs olduğunu, daha önce bunun için çok uğraştıklarını ancak başaramadıklarını söyler. Şöyle devam eder: “Başarabilmek için iki temel unsuru göz ardı etmemelisin. Birincisi başının her zaman dik, cebinin dolu olması, ikincisi ise başladığın işi sürdürmen ve geliştirmendir.” Kitap bunun gibi yüzlerce çok faydalı örnekle dolu.

Mesela bazı derneklerin başkanlarından derneklerinin neler başardığına dair detaylı açıklamaları öğrenebiliyorsunuz. Ki bazı derneklerin ne işe yaradığı konusunda ciddi endişeleri olan bir insanım.

P&G Kafkasya ve Orta Asya Bölge Başkan Yardımcısı ve Türkiye Genel Müdürü Saffet Karpat’tan P&G’nin ABD’de kuruluş hikayesini okumak ayrı bir keyif. Zira hikaye çok heyecan verici.

Amma velakin bir uyuzumu kaşımama izin verin; üşenmedim saydım, 50 CEO’nun içinde kaç tanesi kadın biliyor musunuz? Sadece ve sadece 4. Yani kadın CEO oranı yüzde 10 bile değil. Bu kitabın kurgusunun eksikliği mi? Asla değil. Zira bu, ülkemizde kadınlara yönetici olarak alan açılmamasının çok vahim bir göstergesi.  

Başarı Hala Tesadüf değil, baş ucunuzun ve ofis kitaplığınızın dönüp dünüp okunabilecek, vazgeçilmez bir parçası. Sıkmadan, bunaltmadan, daraltmadan…

Yorumlar