Archive for Haziran, 2009

amerikan suyunun kadırgalı versiyonu…

Yeni bi’ hastalığa tutuldum: Yazı tembelliği. Medyadaki böyyük abilerim söylerler; insan ayakları yerden kesildiğinde tutulurmuş bu hastalığa.

Lakin yazı tembelliğini şahsıma musibet eyleyen Rabbim, “yazı kararlılığı” gibi bir güzelliği de bahşedebiliyormuş. - Tabi yakacağım yer cirmim kadar; Cleveland falan bahşedecek değil ya, bununla idare et diyor- Şu sıcakta üstelik de pazar pazar, sabah beri “yazı yazacağım” diyorum  da başka birşey demiyorum.

Neler gelip neler geçmedi ki şunca zamandır; en ama en ilgincinden başlayalım: Bin yılda karıldı bu ülkenin harcı, ayrıştırmak kimin harcı… Devlet Bahçeli’nin hükümetin Ermeni ve Kürt açılımlarına karşı milliyetçi kesimi gaza getirmek amacıyla bulunan yeni slogan. Türkeş de bi’ zamanlar “Ne mozayiği ulan” demişti tam da aynı minvalde. Milliyetçi yaratıcılığı besbelli ki buraya kadar olabiliyor. Harç-mozaik sınırlarının dışına çıkılamıyor. Sayın Bahçeli, vakti zamanında sizin de kardığınız harcı gördük, buradan hepimizin payına düşen harçları-haraçları da aldık, bu işin sizin harcınız olmadığını da gördük. Artık yeni birşeyler söylemenin zamanı değil midir?

Son günlerin en başarılı reklam kampanyası; Sabah Sarı Sayfalar… Reklamın kendini anlatması diye bir kural vardır. Yani herkesin bu reklamı anlayabilmesi esas kabul edilir. İşte bu yüzden son günlerin hatta son zamanların en başarılı ve amacına ulaşan reklam filmi Sabah Sarı Sayfalar. Tek problem yayınlanma frekansı yeterince sık değil, daha da sık gösterilmeli ki ilgili olan tüm hedef kitle görebilsin. Zira Sarı Sayfalar’ın hedef kitlesi oldukça yüksek sayıda. 

Ve değinmeden geçemeyeceğim bir felaket var: Pepsi-Seda Sayan endorsement kampanyası. Hep tartışılagelmiş bir konudur bir markanın celebrity’si neye göre seçilir? Bu konuda belirli bir kriter yoktur, kriter belirlenmesine de olanak yoktur. Hele ki Türkiye gibi akla karanın her dakika birbirine karıştırıldığı bir ülkede bazen “Allah ne verdiyse” kriteriyle bile celebrity seçimi yapılabiliyor.

Fakat bugüne kadar yapılabilecek en anlamsız celebrity seçimi Pepsi’ninki olmuş açık söylemek gerekirse. İşin daha vahim tarafı ekranda ama öyle ama böyle bi’ şekilde hepimizi etkileyen Seda Sayan olarak kullanılsaydı gerçekten içim yanmazdı. Hani “geleydin kız şuraya, ne vardı” tonunda konuşan hepimizin Seda Sayan’ı.

Öncelikle Seda Sayan’ı farklılaştırmaya kalkışmışlar. Nerde Polaris’te bütün doğallığıyla Mülayim’le müthiş bir çift oluşturan Seda Sayan, nerde Pepsi’nin Amerikan suyuna zorla uyum sağlatmaya çalışılan Seda Sayan’ı. Amerikan markasının bu kadar yerelleştirerek kendini sıcak gösterme çabası kusura bakmayın ama taşraya giden eski İstanbul hanımefendisinin yerel halkın lehçesiyle konuşmak için kendini zorlaması kadar sevimsiz ve itici bir durum oluyor.

Haa bir de uzak ara rakibi Coca-Cola’nın Mutluluğa Kapak Aç kampanyası var ki o bir takdir yazısı isteyecek kadar etkili ve başarılı. Bir sonraki yazıya… Azzzz sonra!

Şimdilik bana müsaade. Söz veriyorum arayı bu kadar açmayacağım!

Yorumlar