Archive for Aralık, 2008

bacak arası performansın akıldane değerlendirmesi

Yazı yazmaya oturduğumda aklımda tamamen son zamanlarda büyük gürültü koparan sponsorluklar üzerinde birşeyler çiziktirmek vardı. Dün de haberler vardı bu konuda; Herşeyin Bittiği Yerden isimli deprem fimi de sponsorluk iptalleri nedeniyle yarım kalmış. Yeni moda oldu Türkiye’de herşeyi sponsorlukla yürütmek.

Yani bir projeye başlanıyor, proje hakkında edilen ikinci kelam “Sponsor arayışındayız” oluyor. Sonra proje iptal oluyor, “Sponsor bulamadık” deniyor. Hani nerdeyse evin yıkılsın sponsor, boynun altında kalsın sponsor falan türküleri yapılacak. Ya kardeşim herşeye de sponsorla başlanamaz ki konulu bir yazı yazacaktım… AROG TürkTelekom sponsorluğuna dokunduracaktım sakin sakin…

Vallahi ve billahi… Yoksa aklımda zerre kadar yoktu Fatih Altaylı’nın bacak arası performans değerlendirmeleri falan. Fakat böyle oluyor demek ki insanın yoldan çıkıp kendini bambaşka bi’ konuda yazarken bulması.

Zaten medyamızın değerli kadın yazarları bacak arası-organ-sallama konusunda söylenecek herşeyi söylediler. Artık söyleyecek birşey de kalmadı derken… MEDİZ yapılacak her türlü şık protestoyu yaptı, kadın olarak geriye pek birşey kalmadı derken…

Derken bundan birkaç yıl önce Türk reklam piyasasına zerre yakınlığı olmadan Sabah gazetesinin reklam eleştirmenliğine pattadanak getiriliveren -nasıl geldiği o zaman bi’ türlü anlaşılamayan- Ankaralı akademisyen, Genelkurmay’ın biricik akıldanesi -sonradan anlaşılan-Nuran Yıldız, Fatih Altaylı’nın bacak arası-organ performansına bir destek atmış ki. Sormayın gitsin! Bir de üstüne MEDİZ’i kınamış falan nerdeyse. Yok efendim, yok efendim tonlarında…

Sabah’ta yazarken de kendisinin tamamen-hatta tastamamen dışında bazı köşelerden atışmalar sürerken -anlattırmayın bana, çok isim girer işin içine-  büyük markaların pazarlama müdürlerini falan arayıp “Ay benim hakkımda nasıl yazar bu adam böyle şeyler” diye kendini olaylara müdahil ettirme çabaları da piyasayı eğlendirmiştir zamanında.

Genelkurmay akıldaneliğine ilaveten Fatih Altaylı’ya köşecilik yapması için emanet edilen Nuran Yıldız, kadınların tepkisine güleceğini mi yoksa ağlayacağını mı bilememiş. Ne mutluymuş ki Habertürk’deymiş, ne mutluymuş ki Fatih Altaylı’nın yanındaymış.

Mutluluklarının daim olmasını dileyerek, naçizane önerimiz olsun kendisine kadın olarak. Hani akıldanelik yapıyor ya; mesela dese ki “Ya Fatih, canımız kanımız Genelkurmay’ın emrine organınla değil de aklınla amade olsan…” Ya da patronun bu kadar zavallı bi’ laf etmiş, bir şey söyleme sus otur, olan olmuş babında. Yoksa lükse mi kaçtım. Olaylara kendini müdahil ettirmek böyle bir hastalık işte. Şimdi yukarı tükür zırvalamak, aşağı tükür saçmalamak…

Tabi kılavuzu karga olanın burnunun boktan kurtulmaması gibi şimdi şimdi anlaşılıyor İlker Başbuğ’un “Medyanın durması gereken yer” şeklinde pavkırmasının sebebi… Vahim bir akıldane problemi var olayların içinde.

Bu konu bu kadar yeter… Ama iletişim danışmanlığı dediğimiz şeyin adamı vezir de, rezil de edebileceğinin en güzel örneğidir bu konu.

Bir de kediyi öldüren bir maruzatım daha var: Tamamen meraktan. Kadın yazarlar Fatih Altaylı’yı protesto ettiği zaman “Haydi bastır” diye gaz veren, ne şiş yansın ne kebapçı böyyük medya abilerinden de bu konuda bir hamle beklerdi gönlümüz. Hani köşelerinden diyemezler miydi “Yahu Fatih ne biçim laflar bunlar, ağzını toplasana, olmadı uçkurunu toplasana” falan diye… Taraf’tan Yıldıray Oğur hariç.

Yoksa çok mu beklerim, haa?

Yorumlar