Archive for Ağustos, 2008

bırrlatma ve insan hakları tren taşları

Yaz konserleri ve aşırı doz sosyalleşme sebebiyle yurdum televizyonlarından bir hayli uzak kalmışım ey benim mütevazi blogumun mütevazi okuru! Öncelikle sitem edenlerden heybetli bir özür dileyeyim ve hemen son zamanlarda üzerinde konuşulması gereken Malkoçoğlu’nun bırrrlatması ile konuya bodoslamadan dalayım. Tabi bir de üzerinde konuşulacak diğer konu -bahsetmeden asla olmaz- Hürriyet’in İnsan Hakları Treni.

Annem bende kalıyor, sayesinde kendim için de iyi birşey -artık ne kadar iyi tartışılır tabi - yapıp yurdum televizyonlarını seyretmeye başladım ve ekran başında zapp yapa yapa Malkoçoğlu bırrlatmasını bekliyorum dört gözle. Tabi elimde tam da Soljenitsin’i bir daha okumaya karar verdiğim hafta kaybettik kendisini, İvan Denisoviç’in Bir Günü ara ara bakıyorum ekrana. Takip etmediğim bir kanalda, Kanal B, bir anons: Atatürk’ün büyük eseri YouTube hediye! Amanın ben neler duyuyorum şizofreni başlangıcı mıdır nedir bu başıma gelenler derken Nutuk’u YouTube anlamış mıyım. Hay şimdi kendime ne desem boş işte. İki tane Türk filmi devirdim -ki birinde yan roldeki şımarık zengin kızının ismi de Şermin, iyi mi- öldür Allah çıkmaz Malkoçoğlu bırrlatması…  

Bu zaplamalar sayesinde Colalara Turkalara Yaz Geldi muhteşem reklam filmini de görmüş oldum. Hiç değilse o iyi geldi bana. Azimle bekledim, yakaladım Malkoçoğlu’nu. Müslüm Baba bırrlatmasından bile çok daha başarılı olmuş bu reklam. O kadarını söyleyeyim işte. Bir kere mizahın bu kadar güzel kullanıldığı az rastlanır bir yaratıcılık var reklamda. Bence kesinlikle bu yazın reklam filmi bu işte! Bu kadarını söyleyeyim yeter.

Ay bu reklam çok itici diyenler çıkacaktır emin olun. Onlar reklamı dizi film mantığıyla seyreden sevgi böceği yazarları filandır, hiç kuşkunuz olmasın. Reklam olarak son derece başarılı…

Gelelim Hürriyet Treni’ne…

Nerdeyse bir aydır Hürriyet’in bir tam sayfası bu trene ayrılıyor. Uğranılan ilin mülki erkanından verilen çiçek, bakır tabak, çanak, yağcıbedir halısı kocaman fotoğraflarla veriliyor. İşte büyük gazetenin İnsan Hakları bezirganlığı da böyle olur dedirtiyor izleyene. Büyük gazetenin algılatmak istediği insan hakları anlayışında reklam filmleriyle desteklenen kimse zorla evlendirilemez var, kimsenin okuma hakkı engellenemez var, ayrımcılık yapılamaz var… Ama büyük gazetenin gerçek insan hakları dünyasında bunların hiçbirisi yok. Kız çocuklarının okuma hakkı var ama türbanlı kızların okuma hakkına asla yer yok! Tecavüze uğranan yatağın fotoğrafını bir marifetmiş gibi manşetten vermek var mesela…

Tam da bu yazıya başlayacakken gazete yazarlarından Özdemir İnce’nin Hürriyet Treni izlenimlerini okudum. Tesadüf işte… Engin Ardıç’ın deyişiyle İkinci Cumhuriyetçilerin korkulu rüyası olacak diye takdim edilen ancak tez zamanda İkinci Cumhuriyetçilerin şamar oğlanı haline gelen Özdemir İnce Hürriyet Treni’nde olağanüstü bir pazar günü geçirmiş. Trende çalışan kızlar çok güzelmiş, erkekler de çok yakışıklıymış. Kim seçiyormuş bunları? Aferinmiş. Belli ki beyazın da beyazı Persil beyazı, güzel ve yakışıklı çocuklar seçilmiş. Yoksa güzel olmayanlar seçilse aferin’lik bir durum falan yok tabi. İşte böyle halk gazetesi olacakmış Hürriyet.

Bakalım daha neler görüp neler duyacağız bu eşsiz Hürriyet Treni projesi sayesinde. Yalnız bu tren projesi bir kaç yıl önceki Ziraat Bankası Treni’nden fena halde apartılmış gibime geliyor. Değilse de vesvese deyip geçiveriniz.

Amma velakin kulağıma gelen başka bir dedikodu daha var ki; Büyük Hürriyet treni doğu ve güneydoğu illerinde halk tarafından fena halde taşlanmış. Hürriyet kim insan hakları savunuculuğu kim diye. Valla ben de söyleyenlerin yalancısıyım elbette. Adı üzerinde dedikodu canım. Şimdi diyeceğim ki “böyyük gazete bunu da yazsın” Bilmem olur mu acaba?

Nasıl olsa her gün koca bir tam sayfa ayırıyor İnsan Hakları Trenine… Bunu da sıkıştıracak bir yer bulunur nasılsa…

Yorumlar (1)