Archive for Temmuz, 2008

şeridimi buldum!

TEM otobanında sol şeritte ilerlemeye çalışıyorum daha doğrusu ilerleyemiyorum! Niye: Kamyonlar, hafif ticari araçlar -bu kadar mı olur- dört şeridi birden işgal etmişler paşa paşa ortalama sürat 60-80 km. ilerliyorlar. Fakat o da ne; en sağ şerit bomboş Ferrari’nin birisi sağ şeritten tam gaz basıp ilerlemesin mi? Adam ya da kadın göremedim o kadarını gayet tabi ki Ferrari kullanıyor yahu. Aklı herhalde benden fazladır!

Katiyen şaşırmadım ama şeridimi buldum. Bundan sonra benim şeridim sağ şerit olacak. TEM otobanında rahatça ilerleyebilmek için… Yani bu durum bile şaşırtmadı beni bu memlekette.

O kadar yitirmişim şaşırma yeteneğimi bu memleket sayesinde. O kadar alıştırıyor hayat bizi, bir yabancı görse küçük dilini yutturacak hallere. Bu kadar da iddialıyım-iddialıydım şaşırma yeteneğimi yitirme konusunda. Öylesi yani…

Derken geçenlerde hayat bana büyük lokma yut büyük söyleme lafını bir kez daha hatırlatıverdi. Efendim manken Çiğdem Savaş -adını da bu sayede öğrendim, iyi de oldu, böyle bir cevherden mahrum kalmak ağırıma giderdi- Cumhuriyet’in Kadınları defilesi için estetik ameliyat olup hayatının kalan bölümünde Tansu Çiller şeklinde yaşayacakmış. Amanın bende bir sevinç “Aha işte demek ki şaşırabiliyorum” diye. Sormayın gitsin!

Nurseli İdiz de süper makyajla Atatürk kılığına girdiydi . O zaman da şaşırmamıştım fakat “Niye daha bi’ Atatürk gibi duran baklava kesimli süveter giymemiş” diye hayıflanmıştım kendi çapımda. Hakikaten çok moda olan baklava kesimli süveterle daha iyi olmaz mıydı bu iş? Bu kadar emek, çaba daha fazla karşılığını bulmaz mıydı?

Manken Çiğdem Savaş bu kadarla da yetinmemiş, makyaj falan kesmemiş kendisini “bi’ rol uğruna Ya’Rab insanlar neler yapıyor” dedirtmemekten geri kalmamak için böyle bir yol seçmiş. Yüzü estetik ameliyatla Tansu Çiller yüzü olacak! Bu noktada bize de “Yarabbim aklımı koru” demekten başka birşey düşemiyor. Bu pespayelikleri izlemek zorunda kalan naçizane kullar olarak. Yani şaşırmanın bile bi’ çıt ötesine geçebiliyoruz.

Şaşırma yeteneğimizin hala tedavülde kalabileceğini ispatladığı için manken Çiğdem Savaş’a benden kocaman bi’ teşekkür!

Fakat bir konuyu çok merak ediyorum: Manken Çiğdem Savaş bundan sonraki defilesinde atıyorum olur ya Semra Özal’ı canlandırmak zorunda kalırsa ne yapacak. Hayat bu; belli mi olur yarının ne getireceği?

Neyse ben TEM otobanında şeridimi buldum. Bu kadar sevinç bana yeter de artar bile!

Yorumlar

bitte tanken

Bitte Tanken diye Almanca bi’ laf öğrendim yeni arabam sayesinde. Tabi öğrenmemeyi tercih ederdim, zira “Lütfen benzin alınız” demeye geliyormuş. Ulan bu Bitte Tanken son zamanlarda zırt pırt iğrenç bir dıııttt sesi eşliğinde gösterge panelinde nal kadar yanıyor, gel de öğrenme. Ben o öfkeyle arabayı al servise götür “kardeşim ben Almanca falan öğrenme niyetlisi değilim, başlarım Bittesine de Tankenine de, bakın şuna nesi var çözün Allahaşkına” diye. Anladılar tabi halimden, bu tip Alman arabasının ilk şoku diye. Beni sakinleştirmeye çalışmalar “Yok sana öyle geliyor” şeklinde. Bense kendimi yerden yere atıyorum “Hayır olamaz” pardon orada işimi çözdüreceğim ya kendimce şirinlik yapıyorum “Nayır n’olamaz” filan diyorum. Israr kıyamet benden; sonunda pes edip “Tamam bir bakalım” onlardan…

O kadar eminler yani bir arıza çıkmayacağından. Bir o kadar da eminler arızanın bende olduğundan. Bekleme odasına attılar mı beni. İşe Alem dergisi okuyarak başladım. Mehmet Öz mevsimi geldi ya İstanbul’a, Alem dergisi -abartıyorsam Allah beni davul etsin üşenmedim saydım- tam 40 sayfa ayırmış Mehmet Öz One Man Show üzerine. Televizyonlarda kaçırıp pek bi’ üzüldüğüm şişe mantarı çiğneme show’unu da Alem sayesinde kare kare aşama aşama televizyondan izlermiş gibi olmadım mı? Hay bin kaşalot bi’ taraftan içten içe sevinmez miyim Bitte Tanken sayesinde oluyor bunlar. O gün servise gitmesem Bitte Tanken olmasa ben nereden göreceğim bu Mehmet Öz komedisini. Zaten kaçırdığıma hayıflanıp duruyorum. Züğürt tesellisi işte!

Kaçırdığıma yandığım şeyi yakalamanın sevinci içindeyken… Elime bir gazete aldım. Ve fakat son zamanlarda yurdum medyasının pompalamaya çalıştığı TSK bombardımanına da bakmakta yarar var. Öyle satır satır gazete okuduğumu falan düşünmeyin sakın, aman diyeyim beynimi o kadar peynir ekmekle yemedim.

Aynı gün besbelli ki TSK’yı Türk halkına şirin gösterme misyonunu en birinci biçimde üstlenen gazetemizin bir haberi beni hayretten hayrete sürükledi. Haberin başlığı: Caz sanatçısı Ötenel’i GATA ayağa kaldırdı. Haberin ilk cümlesi: Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) yaklaşık 5 ay önce kalbinden ameliyat olduktan sonra düzelemeyen caz sanatçısı Tuna Ötenel’i ayağa kaldırdı. Hoppalaaaa buyrun istediğiniz taraftan yakın. Ben mi anlamıyorum ne alakası var, nasıl bi’ bağlantı kurdunuz da olayı-GATA’yı aldınız getirdiniz TSK haberi diye paketlediniz? Ergenekon’u görmemekte direttiniz o kadarını anlıyoruz da bu kadarı anlama sınırlarımızı aşıyor artık. Çok pardon Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi’nde ayağa kaldırılan falancayı da “Rahmetli Vehbi Koç’un ruhu ayağa kaldırdı” mantığıyla sunmaz mısınız bu durumda? Yani hakikaten komik olmuyor mu bu çabalar? Sormadan olmaz ki…

Mehmet Öz komedisinin üstüne kaymaklı ekmek kadayıfı oldu bu haber de!

Haaa Bitte Tanken’e gelince: Alem dergisine ilaveten 2 gazete daha devirmek zorunda kaldım bekleme odası denilen yerde. Sonunda süklüm püklüm geldi servis adamım; bilmemne hortumu çıkmış da, yüzde 1 ihtimal olabilirmiş de, onu değiştirmek gerekiyormuş da…

Yahu Almanca’da öğrenip öğreneceğim tek şey 15-17′li yaşlarımızda geceleri sesini kısıp izlemek durumunda kaldığımız bazı Betamax -o zamanlar DVD falan yoktu tabi- kasetlerdeki sözler olacak diye dalgamı geçerken… Hayat bana Almanca bir şeyler daha öğretti. İyi mi?

Yorumlar

sinirli yazı…

Baştan belirteyim; bu yazı gerçekten sinirli yazılmış bi’ yazıdır. Bu yüzden istemeyen okumayabilir. Zira sinirlendim de durulamadım, şehir-kasaba değiştirdim, yine durulamadım hem de geçen cumadan beri.

Bu memlekette kimilerinin bazı kavramları insanlara yanlış belletmek gibi anlaşılamaz bir tavrı var. Bunun öncülerinden birisi  ”sol” kavramını Türkiye’de insanlara yanlış belleten CHP. Bildiğimiz faşizmi insanlara “sol” diye belletmeye çalışan ve şu dönemde yaşadığımız parametresel şaşkınlığın sebebi CHP. Şimdi CHP’ye neden bu kadar sinirlendiğimi anlayamayanlar olabilir. Zaten bu yazının konusu da asla CHP değil. Ama CHP’ye sinirim hiç bir zaman bitmeyecek o başka…

Sinirimin sebebine gelince son zamanlarda cümle alemin diline doladığı Sevan Nişanyan olayı. Olayı baştan anlatmama gerek yok herhalde; bilumum zevat konu üzerinde yeterince konuştu. Sevan da Müjde de gayet değerli iki dostumdur, aralarında geçen şey sadece ikisini ilgilendirmesi gerekirken -hem de şu gündem bolluğunda- yurdum medyası konuyu bir vazife manzumesi haline getirdi. Eksik olmasınlar ele alınmadık yanı kalmadı maşallah.

Jandarma da zafer çığlıkları atıyordur herhalde, bilemem ki… “Yaaa siz misiniz bize böyle yapan, biz de sizi böyle rezil ettik” babında.

Aslında buraya kadar da beni bağlayacak hiç bir şey yok. Ulan sen de konuyu nereden CHP’ye bağladın, kavramları yanlış belletmeyle ne alakası var derseniz cevabı hemen vereyim: Kendini feminist göstermek çabasındaki şabalaklarla benim bütün derdim ve sinirim. Neymiş efendim: Sevan Müjde’ye bok attı diye gazeteden atılmalıymış ve hatta üniversitede de ders vermemeliymiş!!! Bak bak bak…

Öncelikle Allah akıl ve fikir ihsan eylesin diyelim ve sonra başlayalım: Şimdi bu durumda hayata sağlıklı bakan her birey “Yaa bunun bu konuyla ne ilgisi var” diye sormayacak mıdır? Bu çarpık-zavallı-kendini feminist göstermeye çalışan bakış açısına göre, falanca yazar karısını aldatıyor diye yazarlık yapmamalıdır. Falanca yönetici sevgilisini dövdü diye işinden atılmalıdır. Bir insan nasıl olur da bu kadar saçma bakabilir hayata. Hadi insan böyle bakabilir beni de zerre kadar ırgalamaz, fakat bu düşünce çarpıklığı nasıl “feminizm” diye sunulabilir? Feminizmi “ne kadar manasız-gereksiz” diye tanımlamaya çalışıp aşağılayan saçma sapan adamların eline nasıl böyle bir fırsat verilebilir?

Hiç kimsenin feminizmi  bu şekilde bir “düşünce fukaralığı” gibi göstermeye hakkı yoktur. Tıpkı CHP’nin bildiğimiz faşizmi Türk halkına solculuk ayaklarında anlatma hakkının olmaması gibi.

Anlaşılıyor değil mi CHP konusu ile nereden bağlantı kurulduğu… Dedim ya sinirlendim de durulamadım…

Yorumlar