Archive for Aralık, 2007

türkiye ne ile gurur duymamalı?

milliyet.jpgYine üzerinde konuşturan bir reklam filmiyle karşı karşıyayız: Ceza’lı Milliyet reklamı. Bir de üzerinde fazla konuşmaya değer görülmeyen bir gazete reklamı daha var ki ben onun üzerinde de konuşacağım; Cumhuriyet’in “Sesiniz farklı çıkıyorsa…” reklamı. Uzun zaman sonra Cumhuriyet Gazetesi reklamlarında provokasyon tonunu bir kenara bıraktı, bir gazete gibi reklamı yapılmaya başlandı. Bu ton şu anda hangi gazeteye geçti, bildiniz Milliyet’e.

Şimdi Milliyet’in Ceza’lı reklamını inceleyelim bakalım… Ceza böyle bir reklam tonu için tartışmasız muhteşem bir seçim. Rap’in çıkış tarzına baktığımızda özetle ”sisteme isyan” müziği bu yaklaşıma cuk oturuyor. Görüntülerin kesinlikle usta bir yönetmen elinden çıktığı apaçık. Buraya kadar üzerine söylenecek laf yok zaten. Ancak, benim itirazım reklam filmindeki yoğun mesaj bombardımanına. Gözlerinizi kapatın ve reklamdan aklınızda kalan görüntüleri saymaya çalışın. Eminim aklınızda en fazla iki ya da üç kare yer etmiştir, daha fazlası değil. Televizyon reklamcılığının temel kurallarından birisi Temel Satış Vaadi dediğimiz unsura dayanır. Yani reklamda tek bir mesaj üzerine gitmek. Milliyet reklamında tek mesaja rağmen o kadar yoğun görüntü ve ses bombardımanı var ki izleyenin kavraması için defalarca seyretmesi gerekiyor.  Bunun iki çözümü var; ya reklamın süresi daha uzun tutulmalıydı ya da mafya, hamili kart, irtica gibi filmin üzerinde kurulduğu utanç unsurları için ayrı ayrı filmler yapılmalıydı. Mecra son derece etkisiz ve kısıtlı kullanılmış ki bu anlamda mecra, özellikle TV kullanımını en etkin yapabilecek gazetelerden birisi Milliyet. Başka söze gerek var mı?

Gelelim kullanılan utanç unsurlarındaki zayıflığa… Mafya: Kerameti kendinden menkul mafya artığı, yeri geldiğinde ikstir git çeken otoparkçı, mafyayı ne kadar temsil ediyor? Canım Türkiyemde mafyayı temsil edecek onlarca büyük sembol varken neden yalnızca ucuz otoparkçı kullanılıyor? Reklam ajansından çok daha etkili bir yaklaşım geldiğini düşünüyorum. Ama işte bazı konular iki ucu keskin kılıç gibidir, fazla deşemezsiniz. Deşerseniz gelir bir ucu da size dokunuverir. Hamili kart: Burada kimsenin kimseye söyleyecek lafı yok. Bu Türkiye’nin kanayan bir yarası ve bitecek gibi de durmuyor. İrtica: Aczmendi görüntüleri kullanılmış fakat çok pardon bu görüntülerin utancı doksanlı yıllarda kalmadı mı Allahaşkına? Aczmendiler denilen grup kendi kendini madara etmedi mi uzun yıllar önce? Üfürükçü-tükürükçü hoca görüntülerini çoktan aşmadı mı hadise? Mesele eğer bunu vurgulamaksa… Sivas görüntüleri tamam, elbette dünya döndükçe bu utancı taşımalı Türk milleti. Şike: Evet maçlar artık futbol sahası dışında her yerde kazanılıyor ya da kaybediliyor. Hortumlama-Rüşvet: Yerden göğe kadar yerinde görüntüler. Fakat buraya kadar izleyici görüntü bombardımanından öyle bir tepe sersemi oluyor ki bu etkili kareler unutuluyor. Şimdi diyeceksiniz ki “aç you tube’dan seyret kardeşim”. Yok öyle yağma; reklamın amacı o kısıtlı süre zarfında etkili mesajı izleyiciye aktarmaktır. Bunun yolu da görüntülerin akılda kalıcılığından geçer. İzleyiciye “Aç da you tube’dan seyret” diyecek haliniz yok herhalde.

Ben bu reklama birşey daha ilave edeyim haddim olmayarak: Koysaydınız türbanlı kadınların görüntülerini…. Üzerine de ona uygun bir söz yazdırsaydınız Ceza’ya… Bakalım ne olacaktı? Eğer mesele kendi gazetenizin dünya görüşünden menkul bir utançlar silsilesi mesajı vermekse… Bakalım ne olacaktı?

Yorumlar (2)

scorsese reklam filmi yaparsa…

scorsese.jpgEpey zaman olmuş ara vereli yazı işine. İki sebebi var: Öncelikle hayatı birazcık akışına bırakıverdim, bugünlerde başka bir fazda geziniyorum, çok da memnunum bu fazdan -hayat bozmasın diyeyim, dünya umurumda değil- ikincisi de üzerinde konuşacak konu sıkıntısı tam gaz devam ediyor. Türk reklamcılığının akıl-fikir zavallılığı ve zayıflığı had safhada ve hatta tavan yapmış durumda. Şimdi sinirinize bir parça dokunacak da olsa bir itiraf: Fikir fukarası Türk reklamcıları da Atatürk’ten medet ummaya başladı mı… Alın size zavallılığın ağababası! İş Bankası’nın 10 Kasım reklamını yorumla diyenlere benden cevabın kestirme yolu. Hiç de parlak bir fikir değil. Gayet sıradan bir düşünce. Canlandır Atatürk’ü, üzerinde bütün Türkiye konuşsun da konuşsun, ele alınmadık süveteri, dekoru, mekanı kalmasın buyur burdan başarılı reklam. Usta bir reklam yaratıcısı için gayet inceliksiz bir düşünce tarzı. Haaa milleti galeyana getirmiş midir, evet getirmiştir. İzleyenin gönül teline basmış mıdır, evet basmıştır. Bu kadar basit ve dar bakarsanız evet reklam amacına ulaşmıştır.

Zaten son zamanlarda Türk reklamcılığının kanayan yarası, milliyetçilikten nemalanma arzusu ve ucuzluğu masaya yatırılması gereken konulardan birisi de neresinden dokunsan elinde kalıyor, dökülüyor. Yani bu nemadan en son yararlanması gereken reklam sektörü, milliyetçilik denilen illete balıklama atlıyor, haller içler acısı. Milliyetçi söylemin marka değerine katkısı gibi bir tartışma konusu dünyanın hangi ülkesinde vardır, bilen varsa bana da anlatsın. Anlatabilenin de alnını karışlamak benim boynumun borcudur.

images.jpgBunları geçelim, gündelik nemalanmalar şu blogda can sıkmaktan öteye gitmez. Gelelim konuya: Ünlü yönetmen Martin Scorsese bir şampanya markası için tam dokuz dakikalık bir reklam filmi yaptı.

http://www.youtube.com/watch?v=l1jQfnifN5s

İzlemesi biraz uzun sürüyor, doğru. Fakat izleyin, özellikle Türk reklam yaratıcıları izlesin hatta tekrar tekrar izlesin. Esinlenme dediğimiz şey belki burada biraz işe yarar. Freixenet şampanya için Alfred Hitcock’dan alıntılar yapıp muhteşem bir reklam filmi yaratmış. JWT İspanya ile gerçekleştirdiği bu reklamın üzerinde çok konuşulacak. Ben de burada bu tarz yorumlara yer vereceğim.

Yoksa Türk reklamcılığının siftindiği ucuz reklam fikirleri ve yaklaşımları hiç hem de hiç umurumda değil!

Yorumlar