Archive for Eylül, 2007

buna “ben hadımım diyorum, sen kaç çocuğun var diyorsun” derler!

Annemin hatırını soran, okkalı, sinkaflı küfürler olmadığı sürece bu bloga her türlü yorum girer. Görüşümün tam tersini söyleyen ya da söylediğimi yalanlayan görüşler de bu konuya dahildir. Yalnız son zamanlarda yeni bir hastalık hasıl oldu; kırmızı noktalı fotoların yer aldığı linkler atılılıyor, linkleri atan her kimse yahut kimlerse onları koyamıyorum. (Belki bu sayede vazgeçer arkadaşlar o fotoları atmaktan, ümit dünyası işte!)

gnctrkcll’nin son reklam filmi üzerine yaptığım eleştiriye de bir yorum geldi. İsmini veriyor ama konuyla ilgisinin ne olduğunu açıklamıyor Canan Hanım. Bence açıklasa daha iyi ederdi. Reklamın Coca Cola Light Alkış filminin fikrinden alenen kolpalandığını, Alkış filminin uyarlamasını yapan ajans ile gnctrkcll reklamını aynı ajansın yaptığını yazmıştım. Sonunda da bunun belki benim kuruntum olduğunu belirtmiştim. Canan Hanım özetle “bu sizin kuruntunuz zira Alkış filmi başka bir ajans tarafından uyarlanmıştır” diyor. Tamam anlaşıldı, aynı ajansın yaptığı konusunda gerçekten yan basmışım. Olabilir, bu teknik bir hata, belki de benim boş bulunmam. Ama beklerdim ki fikir kolpacılığı konusunda yayınlanmaya değecek bir yorum gelsin. Yani fikir apartması  kabulleniliyor da “yok aynı ajanslar yapmadı, sizin kuruntunuz” kısmına takılınıyor. Eee bu durumda gnctrkcll reklamında Coca Cola Light Alkış reklamından fena halde esinlenildiği de bir kez daha tescilleniyor. Lafı uzatmaya hiç gerek yok. Bu kadar yeter!

Bugünlerde Tolstoy’un Hacı Murat adlı eserini okuyorum, birazdan keyifle onu okumaya devam edeceğim müsadenizle…

Yorumlar

hepimizin bildiği ya da bilmediği yerler

gnctrkcll… Gençlerin SMS gönderirken kelime kısaltmak için sesli harfleri atması ile ortaya çıktı. Kısa mesaj kültürü sayesinde hayatımıza giren, tamamen yeni nesil bir marka. Yani aslında bildiğimiz Turkcell’in gençlere özel hizmeti.

gnctrkcll yepyeni bir relansman kampanyası ile karşımızda: Bi’ yer var mı bildiğin. Reklam filminde kullanılan ana mesaj kuralları yıkmaya çalışan gençlerin temel arayışlarına yanıt aramak. Kuralları ben koyarım diyerek kendi krallığını ilan etmekten, kararsızlığın hoşgörüyle karşılandığı ve benim yolum budur denilebileceği yerlerden bahsedilmeye çalışılıyor. Yani bütün bu arayışların yalnızca gençler için geçerli olduğu ve son noktada tüm bunlara gençturkcell’in karşılık verebildiği-verebileceği mesajı veriliyor. Burada kampanyanın stratejisi kurulurken bu vaadin yalnızca gençler için geçerli olduğu düşünülüyor ki tamamen yanlış. Bu yaklaşım temelde “varoluşçuluk” üzerine kurulmuştur ve varoluşçuk yani “yaşamdaki özlemlerimizin yansıması” sadece gençlere has bir özlem değildir. Rahatlıkla her yaşın özlemi olduğunu söyleyebiliriz.

Tamam, genel olarak baktığınızda -hele ki sevgi böceği tonunda reklam yazarlığı yapmaya soyunanların bakışıyla- gayet başarılı bir reklamdır. Fakat benim kaygı duyduğum nokta gençturkcell’in bu ağır ve sağlam vaadin altını ne kadar doldurabileceği. Zira bugüne kadar gnctrkcll’in marka tarihini incelediğimizde verilen hizmetlerin son derece kısa vadeli, gençler için günü kurtarmaya yönelik hizmetler olduğunu görüyoruz. Yani öyle gençlerin yaşam tarzını baştan aşağıya yenileyebilecek bir unsur olmaktan son derece uzak. “Ne Paaerşembesi Baaerkalp ya” düzeyini aşabilmiş değil amiyane tabirle. Bu ağır ve sağlam vaadin bundan sonra altı doldurulabilecek mi bekleyip göreceğiz.

Haa bu gnctrkcll’nin lansman filmi olsaydı o zaman iş biraz değişirdi. Ama bu markayla ilgili bugüne kadar öylesine yanlış ve zayıf iletişim çalışmaları yapıldı ki durum biraz umutsuz görünüyor. Yoksa “Bi’ yer var mı bildiğin” filmi ile ilgili basit bakışlı, şairane ruhlular “Çok iyi bir reklam” diyecektir, o ayrı.

Bir tek şey daha ekleyeceğim; bu noktaya dikkat çeken başkası olursa da alnını karışlayacağım: Bu reklam size Coca Cola Light’ın Okan Bayülgen’in seslendirdiği “erkeğin aramasını beklemeyip kendi arayan kız için alkış” reklamını hatırlattı mı hatırlatmadı mı? Bir de kendi kuruntumu ekleyeceğim: gnctrkcll 2 ay kadar önce Coca Cola Light reklamını yurtdışından uyarlayan reklam ajansı ile çalışmaya başladı. Sadece kuruntu deyip geçiverin ya da geçmeyin, tercih sizin…

Yorumlar (3)

burası türkiye abi, herkes her işi yapar!

Yeri geldi de yazıyorum, önce giriş yapmam lazım: Şu anda Kanal D’de Ece Uslu’nun başrolünde oynadığı Elveda Derken adlı dizi var. Şimdi bu konu nereden çıktı durup dururken diyeceksiniz haklı olarak. Anlatacağım…

Bundan bir ay kadar önce bir cuma vakti telefonum çaldı. Karşımda televizyon yapımcısı Alper Kul vardı. Lafı uzatmadan bana bir teklif getirdi: “Elveda Derken adlı dizide Ece Uslu’nun gazeteci arkadaşı rolünde oynar mısın?” dedi. Duyar duymaz böyle bir teklif alan her insanoğlunun yaptığı gibi hafif tertip sevindirik oldum, ne yalan söyleyeyim. Fakat anında aklımı başıma toplayıp Alper’e “Abi ne işim var, ben oyunculuktan falan anlamam, aman diyeyim madara olurum cümle aleme” deyip gülmeye başladım. Alper de hafiften şaşırdı tabi, yüz ifadesini bilemiyorum ama “bu teklifi alan herkes üstüne balıklama atlar ya” der gibi olduğunu hissettim. Özetle reddettim anlayacağınız. Sonra çok sevdiğim dostlarıma bahsettim bu meseleden, pek anlam veremediler bu yaptığıma ama gerekçelerini açıklayınca hak verdiler.

Evet, ben ne anlarım oyunculuktan, ortalıkta bu işi başarıyla yapabilecek oyuncu dolu ayrıca. Bilmediğim, anlamadığım bir işte de kimselere madara olmaya niyetim yok. Lafı bir yere getireceğimi anlıyorsunuz. Burası Türkiye, herkes becerebildiği-becemediği her bir işi yapmaya çoktan  teşne. Geliyorum konuya -benim aldığım oyunculuk teklifi çok da derdim değil, konuyu bağlayacağım yer başka- Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu’nun Cine 5′te reklam üzerine yapacağı program. Hani dostlarım rica etmişti ya, “şu meseleyi yorumlasana” diye. Tabi Cengiz Semercioğlu yanılmıyorsam Cine 5′te yönetici aynı zamanda. O yüzden istediği programı yapma özgürlüğüne de sahiptir. Bu konuda kimsenin kendisine diyeceği birşey olamaz. Ayrıca, çok teknik bir konu olmadığı sürece herkes de her konuda program yapabilir. Yani “Reklam üzerine program yapmasın” deme durumumuz da olamaz. Bazı abilerinin desteğiyle yapabilir, neden olmasın ki…

Fakat şanlı tarihimiz her işi yapmaya soyunup madara olanlarla dolu iken böyle bir işe soyunmak gerçekten büyük bir cesaret istiyor. Yoksa kendisi gayet başarılı bir yazar, kendi alanı olan televizyon üzerine gayet başarılı programlar yapıyor. Ama her işi yapayım, her konuda söz sahibi olayım deyince iş biraz değişiyor. Yani ne gerek var ki “Ya kardeşim o reklamdan anlamaz ki, neden program yapıyor” dedirtmeye.

Neyse bence bu ülkede bilen ile bilmeyen arasındaki fark bu sayede anlaşılabilecek. Zaten zaman içerisinde anlaşılıyor ve hüsranla sonuçlanıyor bu tip girişimler. İsim vermeyeyim, gerek yok anlayan anladı. Herkes her işe balıklama atlasın ki bilenin değeri anlaşılsın bu memlekette. Yoksa kişilerin kendi kendilerine beş dakika kadar düşünüp “ben o konudan anlamam, o yüzden bu işe soyunmayayım” demesini beklemek biraz safdillik olacak. Daha da diyecek birşeyim kalmamıştır!

Yorumlar (1)